Berber Egîd'in Aynasındaki Şırnak

Berber Egîd'in Aynasındaki Şırnak

Bazı meslekler vardır ki, yalnızca işlerini yapmaz; yaşadıkları şehrin hafızasını da taşırlar.

Berberlik bunlardan biridir.

Çünkü berber koltuğuna oturan insanlar yalnızca saçlarını değil, bazen dertlerini, sevinçlerini, öfkelerini ve hayal kırıklıklarını da bırakırlar. Yıllar geçtikçe berber, karşılaştığı yüzlerden çok hikâyeleri tanımaya başlar.

Yıllardır tıraş olduğum Berber Egîd de onlardan biri.

Geçenlerde yine sohbet ediyorduk. Konu her zamanki gibi dönüp dolaşıp Şırnak'a geldi. Bir ara elindeki makası masaya bıraktı, aynadan bana baktı ve "Hocam," dedi, "Şırnak çok değişti. Ama galiba binalardan daha çok insanlar değişti."

Bu cümle, uzun süre zihnimde kaldı.

Çünkü bir sosyoloğun sayfalarca anlatmaya çalıştığı değişimi, o tek cümleyle özetlemişti.

Ne demek istediğini sordum.

"Eskiden insanlar birbirini olduğu gibi sever ya da sevmezdi." dedi. "Şimdi ise birbirini sevmediğini bildiğim insanlar var. Karşılaşınca öyle güzel sarılıyorlar, öyle güzel gülümsüyorlar ki dışarıdan bakan onları çocukluk arkadaşı sanır."

Biraz sustu.

"Ben onların geçmişini biliyorum hocam." diye ekledi. "O gülümsemelerin çoğu samimiyetten değil, temkinden geliyor."

Aslında Egîd'in anlattığı şey, insanların birden fazla yüze sahip olduğu değildi.

Onun dikkat çektiği nokta başkaydı.

Uzun yıllar boyunca yaşanan siyasal ve toplumsal gerilimler, insanlarda görünmeyen bir temkin duygusu oluşturmuştu. İnsanlar artık yalnızca ne söyleyeceklerini değil, kimin yanında söyleyeceklerini de hesap etmeye başlamışlardı.

Sohbet ilerledikçe başka bir gözlemini paylaştı.

"Eskiden dükkânda siyaset nadir de olsa konuşulurdu hocam. Herkes az da olsa fikrini söylerdi. Şimdi ise kimse konuşmuyor. Çünkü herkes karşısındakini tartıyor. 'Acaba ne düşünür?', 'Yanlış anlaşılır mıyım?', 'Gider bir yerde anlatır mı?' diye hesap ediyor. En kolay yol susmak oluyor."

Belki de mesele siyasetin konuşulmaması değildi.

Mesele, insanların birbirlerine duyduğu güvenin zayıflamasıydı.

Güven azaldığında önce cümleler kısalıyor.

Sonra sohbetler…

En sonunda da ilişkiler.

Egîd'in dikkat çektiği bir başka konu ise seçim dönemleriydi.

"Seçim zamanı bu dükkân dolup taşar hocam." dedi. "Herkes gelir, el sıkar, hâl hatır sorar, çay içer. Sonra seçim biter. O samimiyetin büyük kısmı da biter. Bir daha çoğunu göremezsin."

Bu cümleyi yalnızca siyaset üzerinden okumak eksik olur.

Çünkü Egîd'in anlattığı aslında daha genel bir dönüşümdü.

İlişkiler giderek daha fazla ihtiyaç eksenli kuruluyor.

İhtiyaç bitince temas da azalıyor.

Sonra sözü şehrin imkânlarına getirdi.

"Şırnak aslında fakir bir şehir değil hocam." dedi. "Ama güçlü sermayesi olanlar, siyaseten güçlü olanlar, güçlü çevresi olanlar veya güçlü ilişkiler kurabilenler bu imkânlardan daha fazla yararlanıyor. Diğerleri ise çoğu zaman uzaktan bakmakla yetiniyor."

Belki bu tespit tartışılabilir.

Ama yıllardır aynı koltukta oturan bir berberin gözlemidir.

Ve bazen uzun yıllara yayılan gözlemler, tek bir istatistikten daha fazla şey anlatır.

En son komşuluklardan söz etti.

"Eskiden insanlar birbirine daha çok uğrardı. Şimdi ise selamın bile bir hesabı var gibi geliyor bana. Bir menfaati varsa selam uzuyor. Yoksa aynı kaldırımda yürüyüp geçiyor."

Bu cümleyi duyunca aynaya baktım.

Orada yalnızca kendimi görmedim.

Son yıllarda değişen Şırnak'ı da gördüm.

Elbette Egîd'in söylediklerinin hepsi mutlak doğrular değildir.

Bunlar, uzun yıllardır aynı dükkânda yüzlerce insanı dinleyen bir berberin gözlemleridir.

Fakat bazen bir berberin aynası, akademik raporların gösteremediği ayrıntıları gösterir.

Çünkü insanlar berber koltuğunda yalnızca saçlarını değil, hayatlarını da açarlar.

Belki de bu yüzden şehirlerin gerçek hikâyesi bazen belediye raporlarında, istatistik tablolarında ya da resmî açıklamalarda değil; küçük bir berber dükkânında, makas sesiyle çay kokusunun birbirine karıştığı sohbetlerde saklıdır.

Otuz yıldır aynı dükkânda oturan bir berber, yalnızca saç kesmez.

Bir şehrin değişimini de sessizce kaydeder.

Ve bazen…

Bir berber aynası…

Koca bir şehrin göremediğini gösterebilir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazar Yazıları Haberleri