Depremlerin Dini Bir Algı Olarak Bize Düşündürdükleri

Depremlerin Dini Bir Algı Olarak Bize Düşündürdükleri

Dünya yaratıldığından beri depremler sürekli meydana gelen bir olgudur. Doğal afetlerden birisi olan ve yıkıcı zararlara neden olan depremlerin meydana gelişinde fiziki olarak yer altının değişim ve dönüşümünün etkisi bulunmaktadır. Depremlerin meydana gelişini, fiziki bir takım etkenlerin dışında manevi bazı sebeplere de dayandıranlar olmuştur. Deprem hakkında bir takım algısal tepkimelerin oluşmasında Kur’ân-ı Kerim’deki ayetler ile hadislerin etkisi büyük oranda olmuştur.

Her insanın olaylar karşısında sergilediği tutum ve davranış aynı olmayabilir. Çünkü insanların olayları kavrama özellikleri farklılık arz eder. Genelde doğal afet özelde de deprem gibi beklenmedik bir anda meydana gelen olaylar karşısındaki tutumumuz buna bağlı olarak farklı olabilir. Bu da insanın iç güdülerinde biriken tepkimelerle farklılık gösterir. Mesela deprem olduğunda kimilerinin bunu kıyamete benzetirken bazılarının da bir cezalandırma unsuru olarak kavraması, aynı şekilde bazı insanların bunu işlemiş oldukları günahlar sebebiyle Yüce Allah’tan gelen bir uyarı olarak algılaması insanların içinde bulundukları ruh haline göre belirlenmektedir. Depremin meydana geldiği zaman dilimi, depremi yaşayanların o esnada içinde bulundukları ruh hali, depreme yapmış oldukları değerlendirmeleri etkileyebilmektedir.

Kur’ân-ı Kerim’in yanı sıra nadir de olsa bazı hadislerde depremle ilgili bilgiler verilmiş, bu bilgiler genel olarak yukarıda zikredilen hususlar doğrultusunda aktarılmıştır. Depremleri kıyamete benzeten ve kıyamet alametlerinden birisi olduğuna vurgu yapan hadislere bakıldığında toplumdaki yaygın dini anlayışların ve depremler meydana gelirken toplum içerisinde yaşanan o anki hadiselerle irtibatlandırılmasının yanı sıra mezkur hadisler de bu inancı pekiştirmektedir. Deprem sırasındaki telaş, ölümü yakın hissetme ve çaresizlik gibi durumlar kıyamette yaşanabilecek durumları çağrıştırdığı için insanları bu şekilde düşünmeye itmiştir.

Depremin, insanlar tarafından çokça işlenen suç ve günahlardan dolayı meydana geldiği hususu birçok toplumda yer edinmiş bir algıdır. Bu algı hadislerde de kendini belirgin bir şekilde göstermektedir. Böylece depremlerin insanlar tarafından işlenen suç ve günahlar sebebiyle meydana geldiğini bildiren hadisler, aynı şekilde bu görüşü savunanların inancını da pekiştirmektedir. Depremlerin meydana gelişini önlemek için bu günahlardan vazgeçilmesi, tevbe edilmesi algısı da hakim unsurlar arasında yer almıştır. Depremler hakkındaki bu algılama ve anlamlandırma İslam dünyası dışındaki toplumlar için de geçerliliğini yürütmüştür. Kitab-ı Mukaddes ve kutsal bir takım metinlerde de en çok günah işlenen bölgelerde deprem gibi afetlerin meydana geldiği belirtilmiştir. Dolayısıyla hadislerdeki bilgiler, kutsal kitaplarda yer alan bu bilgilerle örtüştüğü için insanları böyle bir algıya itmiştir.

Depremlerde vefat edenlerin şehit hükmünde olduğunu belirten hadisler, insanların manevi olarak deprem sonrasında yaşanan can kayıplarına karşı umutsuz olmamalarını sağlamış onlara bir tür teselli sunmuştur. Depremde ölenlerin hükmen şehit olmaları, bu tür doğal afetlere karşı koyamamaları, çaresiz kalmaları ve karşılaştıkları bu zorluklara sabretmeleri sebebiyledir. Bu husus da depremle ilgili bir çeşit rahatlatma algısı şeklinde yer edinmiştir.

Hadislerde deprem sırasında ve sonrasında alınması gereken tedbirlerin daha çok manevi kısmına yer vermektedir. Hz. Peygamber’in deprem sırasında eğri duvarın önünden geçerek tedbir amaçlı adımlarını hızlandırdığı yönündeki hadisler dışında, deprem sırasında ve sonrasında yapılması gereken dualar, depreme karşı dayanılacak bir sığınak olduğu algısı insanlar arasında hakim bir unsur olmuştur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazar Yazıları Haberleri