Yakında yeniden düzenlenecek olan Cûdî Festivali, yalnızca bir etkinlik değil; Şırnak'ın hafızasına, kültürüne ve geçmişine yapılan bir yolculuktur. Bugün Cûdî Dağı'nı konuşurken sadece bir coğrafi mekândan değil, nesiller boyunca insanların umutlarını, dualarını, sevinçlerini ve hatıralarını taşıyan bir manevi mirastan söz ediyoruz.
Çocukluğunda ve gençliğinde Cûdî festivallerine katılan büyüklerimiz, festival günleri yaklaşırken bütün şehirde hissedilen heyecanı anlatırlardı. Yakın zamanda görüştüğüm ve bugün hayatta olmayan yaşlı bir ninemiz, 1930’lu ve 1940’lı yıllardaki festivalleri anlatırken günler öncesinden hazırlıkların başladığını, ailelerin ekmeklerini pişirip kavurma, peynir ve diğer yiyeceklerini hazırladıklarını ifade etmişti. Festival günü geldiğinde yükler hayvanlara yüklenir, sabahın erken saatlerinde yola çıkılır ve ikindi vakti Cûdî’ye ulaşılırdı. Dağa varanlar önce namazlarını kılar, ardından çadırlarını kurarak günlerce sürecek manevi buluşmaya hazırlanırlardı.
Büyüklerimizin anlattığına göre Cûdî’de kurulan sofralar sadece yemek sofraları değildi; paylaşmanın, kardeşliğin ve dayanışmanın sembolüydü. Çevre köylerden gelen insanlar bir araya gelir, Kur’an tilavetleri yapılır, mevlitler okunur, ilahiler söylenir ve herkes yanında getirdiğini başkalarıyla paylaşırdı. Festivalin kültürel yönü bulunsa da katılımcılar için asıl önemli olan tarafı manevi atmosferiydi. İnsanlar oradan döndüklerinde yalnızca güzel hatıralarla değil, yenilenmiş bir manevi ruhla evlerine döndüklerini anlatırlardı.
Cûdî Dağı, Şırnak halkının gönlünde yalnızca tabii güzelliğiyle değil, Hz. Nûh kıssasıyla kurduğu güçlü bağ sebebiyle de özel bir yere sahip olmuştur. Bu sebeple eski nesiller Cûdî'yi bir dağdan çok daha fazlası olarak görmüş; onu ziyaret etmeyi manevi bir bereket vesilesi kabul etmişlerdir. Her ne kadar geçmişte halk arasında dolaşan bazı inanışların dinî bir dayanağı bulunmasa da bu durum, Cûdî'nin bölge insanının hafızasındaki yerini ve değerini göstermesi bakımından önemlidir.
Uzun yıllar boyunca çeşitli sebeplerle gerçekleştirilemeyen festivallerin yeniden canlandırılması, sadece bir geleneğin devamı değil; aynı zamanda genç nesillerin kendi tarihleriyle, kültürleriyle ve yaşadıkları coğrafyanın hikâyesiyle yeniden buluşması anlamına gelmektedir. Çünkü kültür, ancak yaşatıldığı sürece varlığını sürdürebilir.
Bugün Cûdî'ye çıkacak olanlar belki eski nesillerin yaşadığı günleri birebir göremeyeceklerdir. Ancak aynı dağın eteklerinde dolaşırken, aynı ufka bakarken ve aynı hatıraları dinlerken bu toprakların derin hafızasına tanıklık edeceklerdir. Cûdî Festivali'nin yeniden hayat bulması, geçmiş ile gelecek arasında kurulan güçlü bir köprüdür.
Bu vesileyle başta Şırnak Valiliğimiz olmak üzere Cûdî Dağı'nın tarihî, kültürel ve manevi mirasının yaşatılmasına katkı sunan tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyor; bu kadim geleneğin gelecek nesillere aktarılmasını temenni ediyoruz.