Eğitim-Bir-Sen Şırnak’ta Abdullah Çatı Güven Tazeledi

Eğitim-Bir-Sen Şırnak Şubesi’nin 8. Olağan Genel Kurulu’nda mevcut başkan Abdullah Çatı, tek listeyle girdiği seçimde üyelerin tamamının oyunu alarak yeniden başkan seçildi.

Eğitim-Bir-Sen Şırnak Şubesi’nin 8. Olağan Genel Kurulu, Şırnak Öğretmenevi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Sendika üyeleri ve delegelerin katılımıyla düzenlenen genel kurulda başkanlık seçimi yapıldı.

Mevcut başkan Abdullah Çatı’nın tek listeyle katıldığı seçimde üyelerin tamamının oyunu almasıyla Çatı, yeniden Eğitim-Bir-Sen Şırnak Şube Başkanlığına seçilerek güven tazeledi.

Genel kurulda konuşma yapan Abdullah Çatı’nın, sendikanın çalışmaları ve yeni döneme ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu belirtildi.

Başkan Çatlı konuşmasında şu ifadelere yer verdi;

"Bismillahirrahmanirrahim.

Sayın ………,
Saygıdeğer …………..,
Kıymetli protokol üyeleri,
Sivil toplum kuruluşlarımızın değerli temsilcileri,
Eğitim-Bir-Sen’imizin fedakâr teşkilat mensupları,
Çok kıymetli delegelerimiz,
Basınımızın değerli temsilcileri,
Hanımefendiler, beyefendiler, aziz dava arkadaşlarım!

Sözlerime başlarken sizleri sevginin, muhabbetin, kardeşliğin ve dayanışmanın en güzel duygularıyla selamlıyorum.

Hepiniz Eğitim-Bir-Sen Şırnak Şubemizin 8. Olağan Genel Kuruluna hoş geldiniz, şeref verdiniz, sefalar getirdiniz.

Bugün burada yalnızca sendikamızın genel kurulunu gerçekleştirmek için toplanmadık.

Bugün burada bir emeğin muhasebesini yapmak, bir mücadelenin hafızasını tazelemek, bir kardeşliğin ahdini yenilemek ve geleceğe ilişkin sorumluluklarımızı yeniden kuşanmak için bir aradayız.

Bugün burada sadece yönetim organlarını belirlemeyeceğiz. Aynı zamanda geçmişin emanetine sahip çıkacak, bugünün sorumluluğunu omuzlayacak ve yarının güçlü Şırnak’ını inşa etme kararlılığımızı ortaya koyacağız.

Bizim için genel kurullar bir ayrışma değil, kucaklaşma zeminidir.

Genel kurullarımız bir hesaplaşma değil, hesap verme makamıdır.

Genel kurullarımız bir makam yarışı değil, hizmet yarışıdır.

Ve genel kurullarımız, bir dönemin bitişinden çok, yeni bir mücadelenin başlangıcıdır.

Değerli dava arkadaşlarım!

Bizler sıradan bir sendikal anlayışın temsilcileri değiliz.

Bizler, merhum Mehmet Akif İnan’ın fikir ve gönül dünyasından doğan, insanı merkeze alan, emeği kutsal bilen, hakkı üstün tutan ve adaleti vazgeçilmez gören büyük bir hareketin mensuplarıyız.

Bizim sendikal anlayışımızda yalnızca ücret bordroları yoktur; insan onuru vardır.

Yalnızca toplu sözleşme masaları yoktur; hak, hukuk ve adalet vardır.

Yalnızca üyelik sayıları yoktur; gönüller, kardeşlikler ve omuz omuza verilmiş mücadeleler vardır.

Genel Başkanımız Sayın Ali Yalçın’ın sendikal mücadelemizde önemle vurguladığı gibi, bizler yalnızca ekonomik kazanımları önceleyen bir yapı değil, aynı zamanda değerleriyle, ilkeleriyle ve toplumsal sorumluluklarıyla var olan bir hareketiz.

Bizim anlayışımızda sendikacılık, kuruş hesabına sıkıştırılamayacak kadar büyük bir sorumluluktur.

Biz kuruşun da hakkını arayan, duruşundan da taviz vermeyen bir sendikayız.

Alın terinin karşılığını isterken akıl terinin kıymetini de bilen; ekmeğimizi büyütürken kardeşliğimizi de güçlendiren bir anlayışın temsilcileriyiz.

Bizim mücadelemiz, emeğin hakkını teslim etme mücadelesidir.

Bizim mücadelemiz, özgürlüklerin önündeki engelleri kaldırma mücadelesidir.

Bizim mücadelemiz, güçlü bir eğitim sistemi ve onurlu bir çalışma hayatı inşa etme mücadelesidir.

KIYMETLİ MİSAFİRLER, AZİZ ŞIRNAKLILAR!

Bugün sizlere Şırnak’tan, bu kadim coğrafyanın yüreğinden sesleniyorum.

Şırnak, yalnızca bir sınır şehri değildir.

Şırnak; sabrın, fedakârlığın, dirayetin ve kardeşliğin şehridir.

Şırnak; Cudi’nin vakarını, Gabar’ın heybetini, Dicle’nin bereketini ve binlerce yıllık medeniyetimizin izlerini bağrında taşıyan kadim bir yurdumuzdur.

Bu şehir acılar gördü.

Bu şehir zor günlerden geçti.

Bu şehrin sokaklarında korkunun, kaygının ve gözyaşının izleri oldu.

Terörün karanlık yüzü, en fazla bu topraklarda yaşayan insanların huzurunu, çocuklarımızın geleceğini ve milletimizin kardeşliğini hedef aldı.

Öğretmenlerimiz zor şartlarda görev yaptı.

Öğrencilerimiz zaman zaman eğitimlerinden uzak kaldı.

Anneler evlatları için endişelendi.

Babalar çocuklarının geleceğini düşündü.

Ama bu şehrin insanları umudunu kaybetmedi.

Bu şehrin eğitimcileri vazgeçmedi.

Bu şehrin vicdan sahibi insanları kardeşlikten, huzurdan ve birlikte yaşama iradesinden geri adım atmadı.

Ve biz Eğitim-Bir-Sen Şırnak teşkilatı olarak bu zor zamanlarda yalnızca seyredenlerden olmadık!

Biz bu şehrin derdiyle dertlendik.

Bu şehrin acısını kendi acımız bildik.

Bu şehrin huzurunu kendi huzurumuz, geleceğini kendi geleceğimiz gördük.

Terörün toplumsal hayatı kuşatmaya çalıştığı dönemlerde bizler, eğitim çalışanlarımızla birlikte barışın, kardeşliğin, millet iradesinin ve insan hayatının yanında durduk.

Çünkü biliyorduk ki terör yalnızca insanları hedef almıyor; aynı zamanda çocuklarımızın hayallerini, okullarımızın ışığını ve toplumumuzun geleceğini de hedef alıyordu.

DEĞERLİ KARDEŞLERİM!

Şırnak Eğitim-Bir-Sen olarak sendikal mücadelemizi hiçbir zaman yalnızca okulların ve kurumların duvarları arasına hapsetmedik.

Memleketimizin ihtiyaç duyduğu her dönemde sorumluluk üstlenmeye gayret ettik.

Teröre karşı düzenlediğimiz yürüyüşlerde, meydanlarda ortaya koyduğumuz ortak iradede, şehitlerimizi anma programlarında, bayrak yürüyüşlerinde ve kardeşlik buluşmalarında bu sorumluluğun gereğini yerine getirmeye çalıştık.

Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, farklılıklarını zenginlik bilen bütün insanlarımızın aynı gökyüzü altında huzur içerisinde yaşamasını savunduk.

Bizim teröre karşı duruşumuz hiçbir zaman bir kimliğe, bir dile veya bir kültüre karşı olmadı.

Bizim karşı çıktığımız, insan hayatını hedef alan şiddetti.

Bizim karşı çıktığımız, çocuklarımızı geleceğinden koparan terördü.

Bizim karşı çıktığımız, kardeşi kardeşe düşürmek isteyen anlayıştı.

Biz bu topraklarda korkunun değil güvenin, silahın değil kalemin, çatışmanın değil eğitimin konuşulmasını istedik.

Ve bunun için yalnızca söz söylemedik; meydanlarda, okullarda, mahallelerde, sivil toplum çalışmalarında sorumluluk aldık.

AZİZ DAVA ARKADAŞLARIM!

Şehitlerimizi hiçbir zaman unutmadık.

Bu ülkenin huzuru, bağımsızlığı ve güvenliği için hayatını kaybeden bütün şehitlerimizi rahmet ve minnetle andık.

Şehitleri anma programlarında ailelerimizin acısını paylaşmaya, milletimizin ortak hafızasını diri tutmaya gayret ettik.

Özellikle Gara’da şehit edilen vatandaşlarımızın ardından, 2018 yılında 20 bin kişi ile bayrak yürüyüşünde, Cizrede teröre lanet, şehitlerimize rahmet yürüyüşümüzde, Şırnak’ta ortaya koyduğumuz ortak tepki, hafızamızdaki yerini korumaktadır.

O gün Memur-Sen öncülüğünde Şırnak’ta bir araya gelen vatandaşlarımızla birlikte teröre karşı ortak bir duruş sergiledik.

Şehitlerimizi dualarla andık.

Ailelerinin acısını paylaştık.

Toplumumuzun huzuruna yönelik saldırıları reddettik.

Çünkü bizim için bir insanın hayatı, hiçbir ideolojinin ve hiçbir siyasi hesabın aracı olamaz.

Bugün bir kez daha ifade ediyoruz:

Şehitlerimizin aziz hatırasını yaşatmak, onların ailelerine sahip çıkmak ve çocuklarımıza daha huzurlu bir gelecek bırakmak hepimizin ortak sorumluluğudur.

Bu vesileyle vatanımızın huzuru ve güvenliği için hayatını kaybeden bütün şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, gazilerimize sağlık ve afiyet diliyorum.

Rabbim ülkemize bir daha böyle acılar yaşatmasın.

15 TEMMUZ’DA İLK ADIMI ATAN TEŞKİLATIMIZIN TARİHÎ SORUMLULUĞU

Kıymetli kardeşlerim, teşkilatımızın millet iradesi ve demokrasi adına ortaya koyduğu en anlamlı duruşlardan biri de 15 Temmuz gecesinde yaşanmıştır. O karanlık gecede, milletimizin iradesine ve devletimizin bekasına yönelen darbe teşebbüsü karşısında sokağa çıkan, ilk adımı atan ve milletimizin direniş ruhunu ortaya koyan teşkilatlardan biri olmanın gururunu taşıyoruz. Ankara’ya geçişi hedeflenen, Ali Osman Gürcan’ın güdümündeki yaklaşık 400 kişilik özel kuvvet unsurlarının ilerleyişinin önlenmesi adına ilk harekete geçen teşkilat olmanın kıymeti, yalnızca o gecenin şartlarıyla değil, milletimizin istiklal ve istikbal mücadelesindeki yeriyle birlikte değerlendirilmelidir. O gece bizler makamı, mevkiyi, can güvenliğini ve kişisel hesabı düşünmeden milletin yanında durduk; demokrasiyi, millî iradeyi ve vatanın bütünlüğünü savunduk. Bu tarihî sorumluluğu taşıyan teşkilatımızla ne kadar iftihar etsek azdır. 15 Temmuz’da şehit olan kardeşlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyor; millet iradesine sahip çıkma kararlılığımızı bir kez daha ifade ediyoruz.

KIYMETLİ KARDEŞLERİM!

Şırnak’ta verdiğimiz mücadele yalnızca teröre karşı bir tepki mücadelesi değildi.

Aynı zamanda hayatı yeniden güçlendirme, eğitimi ayakta tutma ve geleceğe umutla bakabilme mücadelesiydi.

Biz öğretmenin yalnız bırakılmadığı, öğrencinin korkuyla değil umutla okula gittiği, ailelerin çocuklarını güven içerisinde eğitim kurumlarına gönderdiği bir Şırnak istedik.

Çünkü biliyoruz ki bir şehirde huzurun en güçlü teminatlarından biri eğitimdir.

Bir sınıfta yanan ışık, karanlığa karşı verilmiş en anlamlı cevaptır.

Bir öğretmenin öğrencisine uzattığı el, geleceğe kurulmuş en sağlam köprüdür.

Bir çocuğun elindeki kalem, şiddetin karşısındaki en güçlü imkânlardan biridir.

İşte bu nedenle Şırnak’ta eğitimin güçlenmesini, öğretmenlerimizin çalışma şartlarının iyileştirilmesini, okullarımızın imkânlarının artırılmasını ve çocuklarımızın fırsat eşitliğinden yararlanmasını sendikal mücadelemizin ayrılmaz bir parçası olarak gördük.

Bizim için Şırnak’ta eğitim meselesi, yalnızca bir kamu hizmeti meselesi değildir.

Aynı zamanda sosyal adalet, toplumsal kalkınma ve ortak geleceğimizin meselesidir.

DEĞERLİ MİSAFİRLER!

Bizim vicdanımız yalnızca yaşadığımız şehrin sınırlarıyla çevrili değildir.

Şırnak’tan yükselen sesimizin Kudüs’e, Gazze’ye ve dünyanın neresinde olursa olsun zulüm altında yaşayan insanlara ulaşmasını önemsedik.

Kudüs için düzenlediğimiz mitinglerde ve Filistin halkıyla dayanışma çalışmalarımızda insanlık onurunun, adaletin ve vicdanın yanında durduk.

Çünkü Kudüs bizim için yalnızca tarihî bir şehir değildir.

Kudüs; inançların, medeniyetlerin ve insanlığın ortak hafızasında önemli bir yere sahiptir.

Gazze’de hayatını kaybeden çocukların acısını, Şırnak’taki çocuklarımızın geleceğinden ayrı düşünmedik.

Mazlumların yaşadığı acılar karşısında sessiz kalmamayı insani ve ahlaki bir sorumluluk olarak gördük.

Bizim için mazlumun kimliği, dili, rengi veya yaşadığı coğrafya değil; maruz kaldığı haksızlık önemlidir.

Şırnak meydanlarından yükselen dayanışma çağrılarımızda insan hayatının korunmasını, sivillerin güvenliğini, adil ve kalıcı bir barışı savunduk.

Çünkü biz biliyoruz ki adalet yalnızca kendimiz için istendiğinde eksik, bütün insanlık için savunulduğunda anlamlıdır.

Eğitim-Bir-Sen’in medeniyet ve merhamet anlayışını Şırnak’ta da yaşatmaya gayret ettik.

ÇOK KIYMETLİ TEŞKİLAT MENSUPLARIMIZ!

Elbette bütün bu toplumsal sorumluluklarımızı yerine getirirken asli görevimizi de ihmal etmedik.

Biz eğitim çalışanlarının haklarını korumak için varız.

Biz öğretmenimizin, memurumuzun, akademisyenimizin, hizmetlimizin, idari personelimizin ve bütün eğitim emekçilerimizin sesi olmak için varız.

Özlük haklarından ekonomik haklara, çalışma şartlarından mesleki itibara kadar her meselede üyelerimizin yanında olmaya gayret ettik.

Kimi zaman bir okulun öğretmenler odasında, kimi zaman bir kurumun koridorunda, kimi zaman bir üyemizin yaşadığı sorunun çözümünde, kimi zaman da bir basın açıklamasında mücadelemizi sürdürdük.

Biz sendikacılığı yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan bir faaliyet olarak görmedik.

Sendikacılığı, üyemizin ihtiyaç duyduğu her an yanında olabilme sorumluluğu olarak gördük.

Bir öğretmenimizin mağduriyeti bizim meselemiz oldu.

Bir eğitim çalışanımızın haksızlığa uğraması bizim meselemiz oldu.

Bir okulumuzun ihtiyacı bizim meselemiz oldu.

Çünkü bizim anlayışımızda üye yalnızca bir sayı değildir.

Her üyemiz bir emanettir. Her üyemizin derdi, bizim sorumluluğumuzdur.

Şırnak’ın merkezinden Cizre’ye, Silopi’den İdil’e, Uludere’den Beytüşşebap’a, Güçlükonak’tan en uzak köy okullarımıza kadar teşkilatımızın varlığını hissettirmeye gayret ettik.

Bazen kilometrelerce yol gittik.

Bazen zorlu hava şartlarında okullarımıza ulaştık.

Bazen bir öğretmenimizin sıkıntısını dinlemek için saatlerce mesai harcadık.

Ama bütün bunları bir yük olarak değil, üstlendiğimiz görevin doğal bir sorumluluğu olarak gördük.

Bugün Şırnak’ta ulaştığımız teşkilat gücü, işte bu emeklerin, fedakârlıkların ve karşılıklı güvenin bir sonucudur.

2025 yılında 3.810 üyeye ulaşmış olmamız, 2026 yılında 4.250 üyeye ulaşmış olmamız yalnızca sayısal bir büyümeyi değil, aynı zamanda eğitim çalışanlarımızın teşkilatımıza duyduğu güveni de ifade etmektedir.

Ancak biz biliyoruz ki büyümek tek başına yeterli değildir.

Asıl mesele büyürken ilkelerimizi koruyabilmektir.

Güçlenirken tevazuyu kaybetmemektir.

Yetkiyi artırırken sorumluluğu da artırabilmektir.

Bizim hedefimiz yalnızca daha büyük bir sendika olmak değil; daha etkili, daha üretken, daha kuşatıcı ve daha güçlü bir sendikal anlayışı Şırnak’ta hâkim kılmaktır.

DEĞERLİ DELEGELERİMİZ!

Bugün 8. Olağan Genel Kurulumuzu gerçekleştirirken geçmiş dönemde ortaya koyduğumuz çalışmaların muhasebesini yapıyoruz.

Eksiklerimizi de biliyoruz.

Yapmamız gereken daha çok iş olduğunu da biliyoruz.

Çözüm bekleyen meselelerimizin farkındayız.

Öğretmenlerimizin ekonomik şartları, mesleki itibarı, yer değişikliği talepleri, barınma imkânları ve çalışma ortamlarına ilişkin sorunlar önümüzde durmaktadır.

Eğitim çalışanlarımızın alım gücünün korunması, ücret adaletinin sağlanması ve refah seviyelerinin yükseltilmesi sendikal mücadelemizin temel gündemleri arasındadır.

Şırnak özelinde ise öğretmenlerimizin bölgede kalıcılığını güçlendirecek tedbirlerin alınması, eğitim kurumlarımızın fiziki imkânlarının geliştirilmesi, dezavantajlı bölgelerde görev yapan çalışanlarımızın desteklenmesi ve öğrencilerimiz arasındaki fırsat eşitsizliklerinin azaltılması özel önem taşımaktadır.

Yeni dönemde de bu meseleleri gündemimizde tutacağız.

Sorunları yalnızca dile getirmekle yetinmeyecek, çözüm önerileri geliştirmeye devam edeceğiz.

Üyelerimizle daha güçlü iletişim kuracak, genç eğitim çalışanlarımızın ve kadın üyelerimizin sendikal süreçlere katılımını artırmaya gayret edeceğiz.

Teşkilatımızın her kademesinde istişareyi, ortak aklı ve liyakati esas alacağız.

Çünkü biz biliyoruz ki kalıcı başarı, ortak emekle mümkündür.

KIYMETLİ KARDEŞLERİM!

Şırnak’ın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri, huzur ortamının kalıcı biçimde güçlenmesi ve gençlerimizin geleceğe güvenle bakabilmesidir.

Bu şehir artık acılarıyla değil, başarılarıyla anılmalıdır.

Bu şehir öğretmenlerinin fedakârlığıyla, öğrencilerinin başarılarıyla, üniversitesinin bilimsel çalışmalarıyla ve gençlerinin umutlarıyla gündeme gelmelidir.

Cudi’nin eteklerinde büyüyen çocuklarımızın hayalleri, hiçbir sınırla daraltılmamalıdır.

Cizre’deki bir öğrencimizin imkânlarıyla ülkemizin başka bir şehrindeki öğrencimizin imkânları arasında fırsat eşitliği sağlanmalıdır.

Beytüşşebap’ın bir köyünde görev yapan öğretmenimiz de kendisini güçlü bir eğitim sisteminin değerli bir parçası olarak hissetmelidir.

Silopi’deki, İdil’deki, Uludere’deki, Güçlükonak’taki eğitim çalışanlarımız da haklarının korunduğunu, seslerinin duyulduğunu bilmelidir.

Biz bu hedefler için çalışmaya devam edeceğiz.

Çünkü bizim Şırnak sevdamız bir slogandan ibaret değildir.

Bu sevda, sorumluluk gerektirir.

Bu sevda, emek gerektirir.

Bu sevda, fedakârlık gerektirir.

Ve bu sevda, her şeyden önce insana hizmet etmeyi gerektirir.

AZİZ DAVA ARKADAŞLARIM!

Bugün burada bir kez daha hatırlatmak isterim ki bizim en büyük gücümüz makamlarımız değil, teşkilatımızdır.

En büyük sermayemiz binalarımız değil, kardeşliğimizdir.

En büyük kazanımımız yalnızca imzaladığımız sözleşmeler değil, üyelerimizin gönlünde kurduğumuz güvendir.

Bu teşkilatın her kademesinde görev yapan arkadaşlarımızın emeği bizim için kıymetlidir.

İlçe temsilcilerimiz, işyeri temsilcilerimiz, kadın komisyonlarımız, genç teşkilat mensuplarımız ve gönüllü olarak mücadelemize katkı sunan bütün arkadaşlarımız bu büyük yürüyüşün asli unsurlarıdır.

Her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Zor zamanlarda yanımızda olanlara teşekkür ediyorum.

Şırnak’ın en uzak okullarına kadar teşkilatımızın sesini taşıyanlara teşekkür ediyorum.

Üyesinin derdiyle dertlenenlere teşekkür ediyorum.

Terörün karşısında hayatı ve kardeşliği savunanlara teşekkür ediyorum.

Şehit ailelerimizin acılarını paylaşanlara teşekkür ediyorum.

Kudüs ve Gazze için dayanışma gösterenlere teşekkür ediyorum.

Sendikal mücadelemizin yükünü omuzlayan bütün dava arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum.

DEĞERLİ HAZİRUN!

Bizim mücadelemizde makamlar geçicidir, sorumluluklar kalıcıdır.

Görevler değişebilir, isimler değişebilir, yönetimler değişebilir.

Ama değişmemesi gereken şey ilkelerimizdir.

Değişmemesi gereken şey kardeşliğimizdir.

Değişmemesi gereken şey emeğe, adalete, özgürlüğe ve insan onuruna bağlılığımızdır.

Bu genel kuruldan çıkacak iradenin teşkilatımızın birliğini daha da güçlendirmesini temenni ediyorum.

Demokratik olgunluk içerisinde gerçekleştireceğimiz genel kurulumuzun sonunda kazananın Eğitim-Bir-Sen, kazananın eğitim çalışanlarımız, kazananın Şırnak olmasını diliyorum.

Bizim birbirimizle yarışımız hizmette olmalıdır.

Bizim birbirimize üstünlüğümüz fedakârlıkta olmalıdır.

Bizim ortak hedefimiz ise daha güçlü bir teşkilat ve daha güzel bir gelecek olmalıdır.

Sözlerimi tamamlarken bir kez daha ifade etmek istiyorum:

Biz bu topraklarda korkuya karşı umudu savunduk.

Teröre karşı kardeşliği savunduk.

Haksızlığa karşı adaleti savunduk.

Sessizliğe karşı hakikati savunduk.

Emeğin değersizleştirilmesine karşı alın terini savunduk.

Zulme karşı insan onurunu savunduk.

Dün olduğu gibi bugün de aynı sorumlulukla yolumuza devam edeceğiz.

Bir elimiz eğitim çalışanlarımızın hakkını ararken, diğer elimiz bu ülkenin ortak geleceğine katkı sunmaya devam edecek.

Bir yandan üyelerimizin ekmeğini büyütmenin mücadelesini verirken, diğer yandan çocuklarımızın umutlarını büyütmenin gayreti içerisinde olacağız.

Çünkü bizim davamız insanı yaşatma davasıdır.

Bizim davamız emeği yüceltme davasıdır.

Bizim davamız adalet, merhamet ve kardeşlik davasıdır.

Bu duygu ve düşüncelerle Eğitim-Bir-Sen Şırnak Şubemizin 8. Olağan Genel Kurulunun teşkilatımıza, eğitim çalışanlarımıza, Şırnak’ımıza ve ülkemize hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Kuruluşumuzdan bugüne kadar sendikal mücadelemize emek veren, aramızdan ayrılmış bütün büyüklerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

Görev yapmış bütün yöneticilerimize, temsilcilerimize ve teşkilat mensuplarımıza teşekkür ediyorum.

Genel kurulumuza katılarak bizleri onurlandıran bütün misafirlerimize şükranlarımı sunuyorum.

Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi daim eylesin.

Rabbim bizleri hak ve adalet yolundan ayırmasın.

Rabbim bu güzel şehre, bu aziz millete ve bütün insanlığa huzur, barış ve esenlik nasip eylesin.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.

Allah’a emanet olun.

Sağ olun, var olun."

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Şırnak Haberleri