İYİLİK YAPIYORSUN AMA GAYEN NE? -NİYET VE ÖNEMİ-

İYİLİK YAPIYORSUN AMA GAYEN NE?-NİYET VE ÖNEMİ-

Hz. Ömer’den nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmuştur: “Ameller niyetlere göredir. Herkes sadece niyetinin karşılığını alır. Kim Allah ve Resulü için hicret ederse, hicreti Allah ve Resulünedir. Kim de erişeceği bir dünyalık veya evleneceği bir kadından dolayı hicret ederse, onun hicreti de hicretine sebep olan şeyedir.” (Buhârî, “Bed’ül-vahy”, 1; Müslim, “İmâre”, 155)

Böyle buyuruyor, Resulullah (sas) ve insanlık gereği yapılması gereken iyi işlere ve bu işlere İslam’ın çizdiği ‘amel’ çerçevesine ruh kazandırılması gerektiğini vurguluyor.

İyilik yap, güzel davran, merhametli ol, örnek insan ol diyor, Yüce Dinimiz. Ancak bunlar yapılırken içinin doldurulması, anlam kazandırılması gerekir. Bu da ancak niyetle olur. Niyet bu yönüyle, manasız ve amaçsız yapılan bir harekete anlam yüklemek ve ona can vermektir.

Niyet amelin anahtarıdır. Onun için tüm ibadetler niyetle başlar. Niyetsiz namaz kılabilir misiniz? Niyet yoksa yaptığınız birkaç jimnastik hareketi olur. Niyetsiz oruç tutabilir misiniz? Niyet yoksa yaptığınız perhiz olur, diyet olur. Niyetsiz hacca gidemezsiniz. Yoksa gittiğiniz bir turistik seyahat olur.

Aynı zamanda niyet samimiyetle arkadaştır. Bu yüzden niyetin asıl yeri kalptir. Kalbinize kabul ettirmediğiniz bir şey sizin için anlamsızdır, hükümsüzdür.

İmanın doğduğu yer de kalp değil midir? İman kalpte doğar, dile dökülür ve organlar vasıtasıyla hayata akar. İslam şeklinde tezahür eder. Bir yüzü merhamet olur, diğer yüzü şefkat. Bir yönü vicdan olur, diğer yönü izzet. Bir tarafı ihlas olur, diğer tarafı istikamet. Bir ucu tefekküre dayanır, diğer ucu hikmete. Bir anlamı teslimiyetse diğer anlamı samimiyet.

Bizi biz yapacak, bize değer katacak neticeler niyetimize bağlıdır. Nitekim Ebû Hüreyre’nin naklettiğine göre, Resulullah (sas) şöyle buyurmuştur: “Allah sizin dış görünüşlerinize ve mallarınıza bakmaz, bilakis kalplerinize ve amellerinize bakar.” (Müslim, “Birr”, 34) Dikkat buyurun lütfen! Hadiste amellerle beraber kalpler zikrediliyor. Tek başına amele bakılmayacak. Amel yalnız başına kıymet kazanmıyor demek ki. Ona değer kazandıran şey, kalpte. Kalp de niyete ev sahipliği yapan organımız.

Kalplerimize bakacağız. Neyi niçin yapıyoruz? İyilik yapıyoruz, yapmalıyız. Ama neden ve niçin işliyoruz iyiliği. Hepimizin kendimizi kontrol etmesi gerekmez mi?

Bir elimiz sadaka verirken, diğer elimizde telefon kayıt alıyorsak, bu nasıl bir iyiliktir. Niye kaydediyoruz ki iyiliğimizi, o iş meleklerin değil mi?!

Bazı durumlarda teşvik amaçlı şeyler yapılabilir, o istisnadır. Ama biz ‘sağ elinin verdiğini sol elinin bilmemesi gereken’ (Buhârî, “Zekat” 16; Müslim, “Zekât” 91) insanlar olmalı değil miydik? İyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlık bilir, diyen bir kültürle yetişmemiş miydik?

Gösteriş ve riya üzerine kurulu bir hayat bize göre olmamalı. Kulu memnun edeyim derken Rabbimizin rızasını kaçırmamalıyız.

İyilik yaptığımız zaman o iyilik gider, adresini bulur. Allah o iyiliği sana, bana, birilerine yaptırır. İyilik yapılan açısından da bir problem yoktur, ortada. Ancak, iyilik yapan bakımından niyet belirleyicidir. Niyet sağlam olmadıktan sonra emin olun, sevap sayacı çalışmaya başlamaz. Hatta riya karışmışsa işin içine, Allah muhafaza, günah sayacı işlemeye başlar.

O zaman niyetimiz düzgün olacak. Niyet iyi olunca peşinden gelecek amel de ‘salih amel’ olur. O salih ameller de ‘İhlas mahallesi’nin ‘İstikamet caddesi’nde bizi Rabbimizin rızasına kavuşturur. Nefsimiz duymasın, çok mu zor yapacağımız? Zor değil, yeter ki isteyelim. Biz O’na yöneldiğimizde, inayet ve ihsanının bize doğru çoktan aktığını görmüş olacağız, inşallah. Neden olmasın?

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazar Yazıları Haberleri