Son günlerde gerek televizyon ekranlarında gerekse internet basınında art arda yayımlanan gıda skandalları haberlerini derin bir üzüntü, hayret ve öfkeyle takip ediyorum. İnsanımızın günlük hayatında tükettiği tantuniden köfteye, dönerden hazır yemeklere kadar birçok restoranda ve lokantada at ve eşek eti gibi tek tırnaklı hayvan etlerinin yedirildiğini görmek, artık sözün bittiği noktaya geldiğimizi gösteriyor. Soruyorum sizlere: Ne oluyor bize? Kendimize ne zaman geleceğiz? İsmimize bakıyoruz Müslümanız; fakat yaptığımız işlere, sergilediğimiz vicdan yoksunu davranışlara bakıyoruz, İslam’ın yüce ahlakıyla, helal rızık anlayışıyla en ufak bir bağımız kalmadığını üzülerek müşahede ediyoruz. Bu tablo karşısında insanın "Dünyanın sonu mu geldi?" diye sormaktan başka çaresi kalmıyor. Ey Müslümanlar, ey esnaflar! Artık kendinize gelin, silkelenin! İnsanın kendi sofrasına koymayacağı, çoluğuna çocuğuna yedirmeyeceği hileli ve haram bir yemeği bir başkasına, bir din kardeşine, bir insana nasıl yedirebildiğini anlamakta güçlük çekiyorum.
Hz. Ömer’in Adaleti ve Hileli Kazancın Vebali
Tarihimize ve medeniyetimize baktığımızda adalet ve ahlak anlayışımızın temel taşlarını görürüz. Hatırlayınız; Hz. Ömer (r.a.) halifeliği döneminde çarşıyı, pazarı ve esnafı bizzat denetler, ticaret ahlakından taviz verenlere ağır müeyyideler uygulardı. Onun adalet mekanizmasında hileye, fahiş fiyata, insanları kandırmaya ve hayvana eziyet etmeye asla yer yoktu. Hz. Ömer'in vicdanı ve adaleti öyle bir seviyedeydi ki, yükünü fazla yüklediği için eziyet gören bir hayvandan bile helallik istenmesi gerektiğine inanılırdı. “Kendi yemediğiniz bir yemeği başkasına sunmak, sadece ticari bir sahtekarlık değil; aynı zamanda büyük bir kul hakkı, vicdan tutulması ve ilahi adalete karşı yapılmış büyük bir cürümüdür.” Eğer bizler bugün bu ahlaki değerleri bir kenara bırakır, üç-beş kuruş fazla kazanmak uğruna insanların sağlığıyla ve inancıyla oynarsak, o zaman tepemize kırbaç gibi cezaların inmesi müstahaktır! Nerede kaldı sizin vicdanınız? Nerede kaldı insanlığınız? Yastığa başınızı koyduğunuzda nasıl rahat uyuyabiliyorsunuz? Hiç mi kul hakkından, hiç mi ahiret azabından ve Yüce Allah’ın gazabından korkmuyorsunuz?
Tüketicilere Uyarı
Güvenmediğiniz Esnaftan Yemek Yemeyin! Helal rızık ve helal kazanç varken, alın teriyle helalinden kazanmak dururken; açgözlülükle, hileyle insanlara at ve eşek eti yedirmek alçaklıktır. Buradan tüm vatandaşlarımıza açıkça çağrıda bulunuyorum: Artık güven sarsılmıştır. Kırmızı et ve et ürünleri tüketirken son derece dikkatli olun. Kolay kolay bilmediğiniz, hijyenine ve ahlakına güvenmediğiniz esnaflardan yemek yemeyiniz. Yüce Allah’tan korkan, helal kazancın bilincinde olan, dürüst ve ahlaklı esnafları tercih edin. Aksi takdirde, ne yediğinizi bilmediğiniz bu denetimsiz ortamda her an hileli etlerle karşı karşıya kalma riskiniz bulunmaktadır.
Devlet ve Belediyelere Çağrı
Radikal Denetim ve Ağır Cezalar Sart Bu vahim durum sadece esnafın vicdanına bırakılamaz. Hem yerel yönetimler yani belediyeler hem de devletin ilgili denetim mekanizmaları (Tarım ve Orman Bakanlığı, zabıta ve sağlık ekipleri) acilen seferber olmalıdır. Kentlerdeki denetimler aksatılmadan, çok daha sık ve tavizsiz bir şekilde yürütülmelidir. Gıda Güvenliği İçin Acil Alınması Gereken Önlemler:
Sürekli ve Anilik Denetimler
Tüm kasaplar, et kesimhaneleri, yemek üretim tesisleri ve restoranlar rutin ve habersiz denetimlerden geçirilmelidir. Numune ve Laboratuvar Analizleri: Hazırlanan yemeklerden ve satışa sunulan etlerden periyodik olarak numuneler alınmalı, DNA ve tür tespiti analizleri eksiksiz yapılmalıdır.
Ağır İdari ve Cezai Yaptırımlar
Hile yaptığı tespit edilen işletmelere sadece para cezası değil; süresiz kapatma kararları verilmeli ve sorumlular hakkında adli süreç başlatılmalıdır. Şeffaf Etiketleme ve İzlenebilirlik: Avrupa standartlarında olduğu gibi, restoranlarda ve kasaplarda sunulan her etin menşei, türü ve kesim yeri açıkça belirtilmeli, tüketici ne yediğini net bir şekilde görebilmelidir.
Sonuç: Helal ve Sağlıklı Lokma Her Yurttaşın Hakkıdır
Her şeye rağmen, sağlıklı, temiz ve helal yemek yemek bu ülkede yaşayan her bir insanımızın, her bir Müslümanın en temel ve en kutsal hakkıdır. Hiç kimsenin açgözlülüğü, kâr hırsı veya ahlaki yozlaşması vatandaşlarımızın sağlığından ve inancından daha kıymetli değildir. Vicdanları kuruyanlara karşı hukukun ve denetimin kılıcı en sert şekilde çekilmelidir.