KUTLAMA MI, ŞEHRİN HUZURUNU BOZMAK MI?

KUTLAMA MI, ŞEHRİN HUZURUNU BOZMAK MI?

Futbol, sadece doksan dakikadan ibaret değildir. Bazen bir şehrin heyecanıdır, bazen dostlarla paylaşılan bir mutluluk, bazen de yıllardır beklenen bir başarının sevincidir. Takımının kazanması elbette taraftarı mutlu eder. Bu mutluluğu paylaşmak, sokaklara çıkmak, tezahürat yapmak ve takımına destek olmak da hayatın doğal renklerinden biridir.

Ancak bir noktadan sonra sevinç ile başkalarının huzurunu bozmak arasındaki sınırı hatırlamak gerekir.

Son haftalarda Amedspor'un her galibiyetinin ardından Şırnak merkezde ve ilçelerde yaşanan kutlamalar, maalesef bu sınırın zaman zaman aşıldığını gösteriyor. Gece geç saatlere kadar devam eden korna sesleri, trafiğin kilitlenmesi, havai fişeklerin binalara doğru atılması ve sokaklarda oluşan yoğunluk; yalnızca kutlamaya katılanları değil, o saatlerde evlerinde bulunan binlerce insanı da etkiliyor.

Bir düşünelim:

Evinde uyuyan bir bebek var.

Sabah erkenden okula gidecek bir çocuk var.

Gece vardiyasından çıkıp dinlenmeye çalışan bir işçi var.

Yaşlısı, hastası, sınava hazırlanan öğrencisi var.

Belki ertesi sabah erkenden ameliyata girecek bir insan var.

Sizin için birkaç dakikalık eğlence olan yüksek sesli korna, başkası için uykusuz geçirilen bir geceye dönüşebiliyor.

Havai fişek eğlence midir, tehlike mi?

Daha da önemlisi havai fişek meselesi...

Binalara, insanlara veya araçlara doğru atılan havai fişek artık bir kutlama aracı olmaktan çıkar; ciddi bir güvenlik sorununa dönüşür.

Nitekim son günlerde yaşanan olaylar bunun sadece teorik bir ihtimal olmadığını ortaya koymuştur. Cizre'de yangına sebep olan havai fişek olayı ve bir çocuğun gözüne havai fişek isabet etmesi, üzerinde uzun uzun düşünmemiz gereken hadiselerdir.

Bir çocuğun gözüne zarar gelmesi, bir evin veya iş yerinin yangın tehlikesiyle karşı karşıya kalması, hiçbir futbol galibiyetinin bedeli olmamalıdır.

Şırnak merkezde kutlamalar sırasında meydana gelen trafik kazaları da aynı şekilde hepimize bir şey söylüyor:

Sevinirken hayatı tehlikeye atmayalım.

Bir galibiyet için her hafta aynı tabloyu yaşamayalım

Asıl dikkat çekici olan ise henüz ortada bir şampiyonluk dahi yokken, takımın her galibiyetinin ardından benzer görüntülerin tekrar tekrar yaşanmasıdır.

Bir maç kazanılıyor.

Kornalar başlıyor.

Araç konvoyları oluşuyor.

Trafik kilitleniyor.

Havai fişekler atılıyor.

Gece yarısını aşan gürültü başlıyor.

Ertesi gün ise çocuklar okula uykusuz gidiyor, insanlar işe yorgun başlıyor.

Sonra bir sonraki hafta aynı şey yeniden yaşanıyor.

Futbolun güzelliği biraz da burada kayboluyor.

Çünkü futbol insanları bir araya getirmeli; birbirlerinin hayatını zorlaştırmamalıdır.

Burada açıkça ifade etmek gerekir:

Kimsenin Amedspor'un galibiyetine sevinmesine itiraz edilemez. Taraftarın takımını desteklemesi, formasını giymesi, bayrağını taşıması, tezahürat yapması son derece doğal.

Mesele takım değildir.

Mesele taraftarlık da değildir.

Mesele kutlama biçimidir.

Bir takımın başarısını kutlamak başka insanların çocuklarını korkutmayı, gecenin bir yarısında insanları uykusundan uyandırmayı, trafiği felç etmeyi veya insanların can güvenliğini tehlikeye atmayı gerektirmez.

Hatta gerçek taraftarlık biraz da sevinirken çevresindekileri düşünmektir.

Şırnak hepimizin şehri

Şırnak'ta yaşayan insanların tamamı aynı futbol takımını desteklemek zorunda değildir. Aynı düşüncede, aynı yaşta veya aynı hayat tarzında olmak zorunda da değildir.

Ama hepimiz aynı şehirde yaşıyoruz.

Aynı caddeleri kullanıyoruz.

Aynı okullara çocuklarımızı gönderiyoruz.

Aynı apartmanlarda yaşıyoruz.

Aynı hastanelere gidiyoruz.

Dolayısıyla birbirimizin huzuruna ve güvenliğine saygı göstermek zorundayız.

Bugün siz korna çalarak seviniyorsunuz; yarın aynı gürültü sizin çocuğunuzu uyandırabilir.

Bugün havai fişek atıyorsunuz; yarın o havai fişek sizin evinizin, aracınızın veya çocuğunuzun bulunduğu yere düşebilir.

Bugün konvoy nedeniyle trafik kapanıyor; yarın aynı trafikte ambulansa ihtiyaç duyan bir yakınınız olabilir.

Şehir hayatı biraz da başkasının hakkını düşünme sanatıdır.

Şampiyonluk gelirse ne olacak?

İşin biraz da ironik tarafı burada.

Daha şampiyonluk gelmeden her galibiyette şehirde bu manzaralar yaşanıyorsa, takım gerçekten şampiyon olduğunda ne yapacağız?

Şehrin bütün gece uyumamasını mı bekleyeceğiz?

Trafiği tamamen durduracak mıyız?

Havai fişekleri binalara doğru mu göndereceğiz?

Çocukları korkutacak, yaşlıları ve hastaları rahatsız edecek miyiz?

Elbette hayır.

O hâlde bugünden itibaren kutlamanın da bir kültürü olduğunu hatırlayalım.

Sevinelim. Coşalım. Ama birbirimizi düşünerek sevinelim.

Futbolun sevincine gölge düşürmeyelim.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Şırnak Haberleri