Şırnak Yeniden Yapıldı, Peki Yeniden Kuruldu mu?

Şırnak Yeniden Yapıldı, Peki Yeniden Kuruldu mu?

Geçtiğimiz günlerde bir büyüğümüzle sohbet ediyorduk.

"Eski mahalleme gidiyorum." dedi. "Ama bazen nereye baktığımı şaşırıyorum. Evler değişmiş… Sokaklar değişmiş… İnsan bir an kendi mahallesinde yabancı gibi hissediyor."

Aslında anlattığı şey, sadece değişen binalar değildi.

Değişen bir hayatın özetiydi.

Aradan yaklaşık sekiz yıl geçti.

Şırnak'ta yeniden yapılan konutlar artık günlük hayatın sıradan bir parçası hâline geldi. Çocuklar bu mahallelerde büyüyor, aileler bu evlerde yaşamlarını sürdürüyor. İnşaat dönemi geride kaldı. Bugün belki de konuşmamız gereken şey, yeniden yapılanmanın toplum üzerinde bıraktığı izlerdir.

Çünkü şehirler yalnızca yapılarak değişmez.

Yaşanarak da değişir.

Şırnak'ın yeniden inşası üzerine yaptığımız saha araştırmasında en çok dikkatimi çeken husus buydu. İnsanlar yeni yolları ya da yeni binaları uzun uzun anlatmıyordu. Daha çok değişen hayatlarından söz ediyorlardı. Çünkü değişen yalnızca adresler değildi; komşuluk ilişkileri, aile içi temaslar ve gündelik hayatın ritmi de yeniden şekillenmişti.

Eskiden aynı avluda yaşayan aileler bugün farklı apartmanlarda oturuyor.

Kardeşler aynı şehirde…

Ama artık aynı kapının eşiğinde değiller.

Eskiden habersiz gidilen ziyaretler vardı.

Şimdi ise çoğu buluşma, telefonla haberleşilerek planlanıyor.

Mesafe belki birkaç yüz metre.

Ama bazen o birkaç yüz metre, eski sıcaklığın yerini doldurmaya yetmiyor.

Evlerin anlamı da değişti.

Eskiden ev, yalnızca barınılan bir yer değildi. Misafirin ağırlandığı, taziyenin kurulduğu, bayram sofralarının kurulduğu sosyal bir alandı. Bugün apartman dairelerinde bu gelenekler elbette devam ediyor. Ancak birçok aile, kalabalık misafir gruplarını eski rahatlığıyla ağırlayamadığını ifade ediyor. Demek ki bazen mimari değişince, kültürel pratiklerin biçimi de değişiyor.

Sonra…

Apartman hayatı başladı.

Aidatlar…

Ortak giderler…

Yönetim toplantıları…

Belki büyük şehirlerde sıradan görülen bu kavramlar, Şırnak'ta birçok aile için yeni bir hayat tecrübesiydi. Özellikle gelir düzeyi sınırlı haneler açısından aidat ödemeleri, zaman zaman yeni bir ekonomik yük anlamına geldi.

Çocukların dünyası da sessizce değişti.

Eskiden sokak, mahallenin ortak oyun alanıydı. Bir çocuk dışarı çıktığında sadece annesi değil, komşular da onu tanır, gerektiğinde sahip çıkardı. Bugün ise birçok anne baba çocuğunu dışarı gönderdiğinde gözünü üzerinden ayırmak istemiyor. Çünkü trafik arttı, apartman hayatı yaygınlaştı ve mahalle denetimi eski gücünü büyük ölçüde kaybetti. Hatta ebeveynler bile kendi şehrine yabancılaştı.

Bütün bunlar, elbette kimsenin hedeflediği sonuçlar değildi.

Hiç kimse aileler birbirinden uzaklaşsın diye şehir planlamadı.

Kimse misafirlik kültürü zayıflasın diye apartman inşa etmedi.

Kimse çocuklar daha az sokağa çıksın kutu tipi dairelere yerleşmedi.

Ama büyük toplumsal dönüşümler, çoğu zaman planlanmayan sonuçlar da üretir.

İşte sosyolojinin üzerinde durduğu nokta tam da burasıdır.

Çünkü insanlar yalnızca evlerde yaşamaz.

İlişkilerin içinde yaşar.

Bir mahallenin planı, komşuluğu etkiler.

Bir apartmanın mimarisi, aile hayatını etkiler.

Çocukların oynadığı alanlar ise geleceğin toplumsal ilişkilerini etkiler.

Dolayısıyla şehir planlaması, farkında olmadan toplumun gündelik hayatını da yeniden biçimlendirir.

Bütün bunları söylerken yeniden yapılanmayı eleştirdiğim düşünülmesin.

Daha sağlam konutlar, daha düzenli yollar ve daha güvenli bir şehir elbette Şırnak için bir kazanımdır. Mesele, yapılanı inkâr etmek değil; yapılanın toplumsal sonuçlarını da görebilmektir.

Çünkü bir şehri yapmak ile bir şehri kurmak aynı şey değildir.

Yapmak…

Mühendisliğin işidir.

Kurmak ise zamana ihtiyaç duyar.

Güvene…

Komşuluğa…

Ortak hatıralara…

Belki de bugün Şırnak'ın önündeki en önemli mesele budur.

Yeni binalarla birlikte…

Yeniden güçlü mahalleler kurabilmek.

İnsanların birbirini tanımaya devam ettiği bir sosyal hayatı canlı tutabilmek.

Modernleşirken, Şırnak'a özgü dayanışma kültürünü de geleceğe taşıyabilmek.

Çünkü şehirler betonla yükselir.

Ama ruhunu…

İnsanlardan alır.

İşte bu yüzden bugün hâlâ aynı soruyu sormaya değer:

Şırnak yeniden yapıldı. Peki yeniden kuruldu mu?

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazar Yazıları Haberleri