ŞIRNAK'IN KADİM GELENEĞİ "DUŞANİ"

ŞIRNAK'IN KADİM GELENEĞİ "DUŞANİ"

Bazen bir toplumun büyüklüğü, sahip olduğu servetle değil, paylaşmayı bildiği değerlerle ölçülür. Geçmişte Şırnak'ın dağlarında, köylerinde ve yaylalarında yaşayan insanların zenginliği de tam olarak buydu. Birbirine omuz veren, komşusunun derdini kendi derdi bilen insanların kurduğu sessiz ama güçlü bir dayanışma vardı. İşte o dayanışmanın en güzel örneklerinden biriydi Duşani.

Bahar geldiğinde dağlar yeşile bürünür, koyun ve keçi sürüleri yaylaların yolunu tutardı. Ancak yaylaya çıkmadan önce sürü sahipleri önemli bir işi yerine getirirdi. Köyde yaşayan ihtiyaç sahibi aileler belirlenir, onlara bir keçi ve keçinin oğlağı emanet edilirdi. Bu keçi sıradan bir hayvan değildi; bir umut, bir bereket ve bir kardeşlik eliydi.

Halk arasında buna "Duşani" denirdi. Kelime kökü olan "duşan", sağmak anlamına gelirken, "duşani" ise sağmalık demekti. Yani süt vermesi için geçici olarak verilen keçi...

Yaz boyunca o yoksul evin çocukları keçinin sütüyle beslenirdi. Sabahın erken saatlerinde sağılan süt, sofralara bereket olurdu. Belki evde başka bir gelir yoktu ama o keçi sayesinde çocukların yüzü güler, anaların yüreği biraz olsun ferahlardı. Dağların eteklerinde, taş evlerin avlularında bir keçinin sesi, bazen bir ailenin umudu olurdu.

Sonbahar gelip yayladan dönüş vakti geldiğinde ise verilen keçi sürüsüne geri katılırdı. Fakat oğlak ailede kalırdı. İşte Duşani'nin en güzel tarafı da buydu. Yardım yalnızca günü kurtarmıyor, geleceğe de bir kapı aralıyordu. Oğlak büyüyor, çoğalıyor ve zamanla ihtiyaç sahibi ailenin kendi küçük sürüsünün temeli oluyordu. Böylece yardım, sadaka olmaktan çıkıyor; emeğe, üretime ve kalıcı bir dayanışmaya dönüşüyordu.

Bugün birçok modern sosyal yardım modeli konuşuluyor. Projeler hazırlanıyor, fonlar oluşturuluyor. Oysa yıllar önce Şırnak'ın köylerinde insanlar bunu hiçbir kitap okumadan, hiçbir seminer almadan başarmıştı. Çünkü onların rehberi vicdandı. Onlar biliyordu ki komşusu açken tok yatmak, insanlığa yakışmazdı.

Duşani sadece bir keçi verme geleneği değildi. Bir toplumun merhamet anlayışıydı. Varlıklının yoksulu ezmeden, yokluğunu hissettirmeden desteklemesiydi. İhtiyaç sahibinin el açmadan ayakta kalabilmesine imkân tanıyan ince bir nezaket örneğiydi.

Bugün köyler değişti, yayla yolları değişti, hayat değişti. Fakat Duşani'nin taşıdığı ruh hâlâ hatırlanmaya değer. Çünkü bazı gelenekler geçmişte kalmaz; insanlığın hafızasında yaşamaya devam eder. Ve bizler, dedelerimizin miras bıraktığı bu güzel dayanışma kültürünü hatırladıkça, aslında kim olduğumuzu da yeniden hatırlarız.

Belki bugün bir keçi veremeyiz. Ama bir öğrencinin kitabına, bir yaşlının ilacına, bir yetimin yüzündeki tebessüme vesile olabiliriz. Çünkü Duşani'nin özü hayvanda değil, paylaşmaktadır.

Şırnak'ın dağlarından yükselen bu kadim gelenek bize şunu fısıldıyor:
"İnsan, sahip olduğu kadar değil; paylaştığı kadar zengindir."

Kalın sağlıcakla

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazar Yazıları Haberleri