Şırnak’ta Pahalılığın Sosyolojisi

Şırnak’ta Pahalılığın Sosyolojisi

Geçenlerde Şırnaklı, burada görev yapan ve yazılarımı da takip eden bir öğretmen arkadaşım, zaruri bir nedenle bulunduğu Antalya’dan bana mesaj attı:

“Hocam, belki bir sonraki yazınıza konu olur. Şırnak’tan turistik beldelere gidip kazık yerseniz bile hissetmiyorsunuz. Çünkü yine daha ucuz!”

Önce güldüm.

Sonra gönderdiği fiyatlara baktım. Antalya’da uğradığı pazarda domates 15, salatalık 10, kabak 15 liraymış. Şırnak’ta ise domatesi 70 liradan gördüğünü söylüyordu.

Dondurma örneği de ilginçti. Geçen yıl turizm sezonunda Alaçatı’da meşhur damla sakızlı dondurmanın topuna 40 lira ödemiş. Şırnak’ta ise iki ay önce sıradan bir dondurmaya 65 lira verdiğini, bugün bazı yerlerde fiyatın 130 liraya ulaştığını söylüyordu.

İnsan ister istemez soruyor:

Şırnak neden bu kadar pahalı?

Üstelik mesele yalnızca sebze-meyve veya yeme-içme değil. Giyimden beyaz eşyaya, lokantadan konut kiralarına kadar birçok alanda benzer şikâyetleri duyuyoruz.

Peki neden?

Elbette Antalya bir üretim merkezi. Sebzenin orada daha ucuz olması anlaşılabilir. Şırnak’a ürün getirmek nakliye, zaman ve fire demek.

Ama her şeyi nakliyeyle açıklayabilir miyiz?

Öğretmen arkadaşımın eşinin ailesi Kırşehirli. Şırnak’a geldiklerinde bir manava meyvelerin neden bu kadar pahalı olduğunu sormuşlar. Cevap: “Nakliye.”

Bunun üzerine şu soruyu sormuşlar: “Madem nakliye bu kadar belirleyici, yanı başınızdaki Siirt’in fıstığı neden burada Kırşehir’dekinin neredeyse iki katına satılıyor?”

Haklı bir soru.

Ben de meseleyi biraz kurcalamak istedim. Kantinden manava, zincir marketten yerel marketlere kadar birkaç yere sebze ve meyveyi nereden temin ettiklerini sordum.

Ortaya ilginç bir tablo çıktı.

Biraz araştırınca gördüm ki Şırnak'ta aynı domatesin bile şehre geliş hikâyesi farklı. Biri Batman'dan getiriyor, biri Mersin'den. Biri aracıdan alıyor, biri kendi aracını gönderiyor. Zincir market merkezî dağıtım ağını kullanırken bir başkası halin gün sonunda ucuzlayan ürününü toplayıp satışa sunuyor.

Yani Şırnak'ta yalnızca fiyatlar dağınık değil; fiyatı üreten sistem de dağınık.

Sebze ve Meyve Hali meselesi de tam burada önem kazanıyor. Düzenli bir toptan tedarik ağı, rekabet, fiyat şeffaflığı ve denetim açısından böyle bir yapının sağlayacağı katkıyı tartışmak gerekiyor.

Ama hal de tek başına çözüm değil.

Nakliye var. Fire var. Yüksek dükkân kiraları var. İşletme maliyetleri var. Bir de şehirde zaman zaman dile getirilen başka bir anlayış:

“Nasılsa alıcısı var.”

Yani “Bu fiyattan satabiliyorsam neden daha ucuza satayım?”

İşte pahalılığın sosyolojisi biraz da burada başlıyor.

Şırnak’ın yeniden inşasından sonra şehirdeki kamu personeli sayısı ve profili de değişti. Uzmanlar, polisler, üniversite çalışanları ve diğer kamu görevlileriyle birlikte düzenli gelire sahip önemli bir tüketici kitlesi oluştu.

Özellikle ailesini getirmeden görev yapan birinin tüketim alışkanlığı ile dört-beş kişilik bir ailenin hesabı aynı değil. Tek yaşayan biri için pizzaya, dürüme veya bir öğün yemeğe ödenen fazladan para çok göze batmayabilir.

Ama yerleşik halk için durum farklı.

Şehirde dile getirilen kanaatlerden biri de tam burada ortaya çıkıyor: Bazı fiyatların, “nasıl olsa ödeniyor” düşüncesi üzerinden normalleştiği.

Bir şehirde fiyatlar yalnızca ödeme gücü daha yüksek veya fiyat hassasiyeti daha düşük müşteriye göre oluşmaya başladığında ise bunun yükünü bütün şehir taşır.

Üstelik Şırnak yeniden inşa edilirken yalnızca konutların biçimi değişmedi. Ticaretin mekânı, dükkânların değeri, kiralar ve esnaf-müşteri ilişkileri de değişti. Daha fazla ve daha hızlı kazanmayı önceleyen bir ticari anlayışın geliştiğine ilişkin şikâyetleri de görmezden gelemeyiz.

Fakat pahalılığı yalnızca esnafa yüklemek kolaycılık olur.

Öğretmen arkadaşım meseleyi güzel özetledi:

“Esnafından dükkân sahibine, memurundan halka herkes bu dönen çarkın bir dişlisi durumunda. Şikâyet eden bile.”

Sanırım meselenin özü burada.

Mülk sahibi kirayı yükseltir. Esnaf maliyetini ürüne ekler. Dağınık tedarik başka bir maliyet oluşturur. “Nasılsa alıcısı var” düşüncesi fiyatı biraz daha yukarı taşır. Müşteri de mecburen öder.

Ödendikçe fiyat normalleşir.

Sonra hep birlikte pahalılıktan şikâyet ederiz.

Belki de Şırnak’ın tek tek fiyatlarını değil, fiyatları üreten sistemi sorgulamak gerekiyor.

Çünkü mesele yalnızca domates, dondurma veya dürüm değil.

Asıl soru şu: Şırnak’ta ürünler mi pahalı, yoksa pahalılığı sürekli yeniden üreten bir şehir ekonomisi mi oluştu?

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazar Yazıları Haberleri