Bu yıl kış, intikam alır gibi sert gelmedi mi sizce de? Öyle süs olsun diye yağan cinsten de değildi çünkü. Usul usul değil, kararlı bir şekilde yağdı günlerce velhasıl. Cudi ile Gabar günlerce sisin içinde kaldı; dağların nerede bitip gökyüzünün nerede başladığı çoğu sabah belli değildi. Şehir bu tempoya biraz hazırlıksız yakalandı ama tabi ki tahmin edeceğimiz üzere hayat, her zamanki gibi kendi yolunu buldu ve aktı.
Tabii Şırnak’ta da kar arttıkça yollar daraldı. Sabahları sis, dağlardan inip sokak aralarına yerleşti. Görüş mesafesi kısaldı, adımlar yavaşladı. Giyilenler kalınlaştı, konuşmalar kısaldı. Gerçekten herkes birbirine uzaklaşıp kendi köşesinde tatlı mücadelesini verirken şehir sanki küçülmüştü. Bu da kış mevsiminin cilvesiydi… Ama bu küçülme bir durgunluk değil, daha çok içe kapanma hâliydi. Kardan sonra Şırnak sade bir renge büründü. Beyaz, gri ve duman. Kimse uzun uzun dışarıda kalmadı ama kimse de tamamen çekilmedi hayattan. Kış, ritmi düşürmüş olsa da; koparmadı.
Bir de karın başka renklerinden de vardı arka planda… Mesela hazırlıksız yakalanmanın izleri mahalle aralarında çok net bir renkti. Kürek sesleri sabah sessizliğini böldü, bazı yollar imeceyle açıldı. Tabii işler aksadı. Ama kimse bunu büyük bir meseleye çevirmedi. “Geçer” denildi. Kışın Doğu’da öğrettiği ilk şey budur: Her şey hemen düzelmeyebilir, ama mutlaka devam eder. Biri kürek salladı, diğeri kenara çekilen karı temizledi. Fazla konuşulmadı ama herkes ne yapacağını biliyordu sanki uyanır uyanmaz. Soğuk, insanları yan yana getirdi; belki de farkında olmadan. Bu da renklerden biriydi.
Bir de çocukların dünyasındaki rengi vardı karın. Onlar kışın sertliğini pek ciddiye almadı açıkçası. Onlar için kar, yük değil; eğlencedir. Eldiveni kaybolur, ayakkabısı ıslanır ama umurunda olmaz. Kartopu atılır, yokuşta kayılır, akşam eve girildiğinde yüzler kıpkırmızıdır. Kışın en samimi hâli biraz da onlardır. Okullar da tatil olunca sokaklar onlara kaldı tamamen. Kartopu, kayan poşetler, yeni nesil kayma ve koruma garantili tepsiler ... (çoğu da annesinden gizli çıkarmış evden : ) ) kardan adamlar… Büyükler için mücadele ve kaygı olan kar, onlar için oyundu. Tabi yetişkinler de bu oyunlara dahil oldular elbette az da olsa. Şehrin en canlı görüntüleri de o anlarda ortaya çıktı bence…
Akşam olunca Şırnak yavaşladı. Şehir erkenden toparlandı. Çorbalar kaynadı, sobalar tüttü. Kar, lambaların altında ağır ağır parlamaya devam etti. Soba dumanı çatılardan yükseldi,.. Kış sokakları sessizleştirdi, ama evlerin içini ısıttı… Sokaklar sessizleşti ama şehir kapanmadı; sadece sesini kıstı.
Gelelim şehrin iki güzel, heybetli bekçisine... Cudi ve Gabar; sisin altında sessizce kar kardeşliği yaşarken Şırnak da bu kışı not etti. Sert, uzun, biraz da hazırlıksız… Zorladı mı? Evet. Ama kar, burada hep böyle karşılanır ve Doğu’da kış böyle yaşanır: Çok abartmadan, çok yakınmadan, Çok şikâyet etmeden, çok romantikleştirmeden, arada durup bakarak… Üzerine kalın bir şey giyip yoluna devam ederek. Biraz yavaşlayıp, fazlaca sadeleşerek işte…