Sporun, Çocukları Derslerden Geri Bırakacağı Önyargısını Bırakmak Zorundayız

Sporun, Çocukları Derslerden Geri Bırakacağı Önyargısını Bırakmak Zorundayız

Ailelerin en büyük yanılgılarından biri, zihinsel gelişim ile fiziksel gelişimi birbirine rakip süreçler olarak görmeleridir. Oysa çocukluk döneminde spor, sadece bir "hobi" veya "boş zaman aktivitesi" değil; bireyin ileride toplum içerisinde nasıl bir yer edineceğini belirleyen en güçlü karakter okuludur.

​İşte sporun, bir çocuğun ders notlarının çok ötesinde, toplumsal ve sosyal yaşamına kattığı hayati değerler üzerine bir değerlendirme:

​Saha içi, hayatın küçük bir simülasyonudur. Skor gerideyken pes etmemeyi, son saniyeye kadar mücadele etmeyi ve yenilgiyi bir son değil, tecrübe olarak görmeyi öğrenen bir çocuk; ileride iş hayatında veya özel yaşamında karşılaştığı ilk engelde pes etmez. Spor yapan çocuk, "sorun odaklı" değil, "çözüm odaklı" bir birey olarak yetişir.

​Ders çalışmak genellikle bireysel bir eylemdir; ancak dünya, başkalarıyla iş birliği yapabilenlerin etrafında döner. Bir takımın parçası olan çocuk:

​Farklı karakterdeki insanlarla ortak bir amaç için çalışmayı,

​Liderlik etmeyi ve gerektiğinde bir lideri takip etmeyi,

​Kendi başarısını grubun başarısıyla dengelemeyi öğrenir.

Bu yetiler, bireyi sosyal hayatta dışlanan değil, aranan ve uyumlu bir figür haline getirir.

​Yaygın kanaatin aksine, spor yapan çocuklar zamanı çok daha verimli kullanır. Antrenman saati belli olan bir çocuk, ödevlerini yetiştirmek için plan yapmayı erkenden öğrenir. Bu otokontrol mekanizması, akademik başarısızlıktan ziyade, ileriki yaşlarda "erteleme hastalığının" önüne geçen en büyük kalkandır.

​Fiziksel olarak yetkin olduğunu hisseden çocuk, topluluk önünde kendini daha özgür ifade eder. Hareket kabiliyeti kısıtlanmış, sadece masa başına hapsedilmiş bir çocukta oluşabilecek özgüven eksikliği, maalesef ileride sosyal kaygı ve çekingenlik olarak karşımıza çıkar. Spor, çocuğa kendi bedenine ve yapabileceklerine dair sarsılmaz bir güven aşılar.

​Spor, kurallar bütünüdür. Hakem kararına saygı duymayı, rakibe centilmence davranmayı ve "fair-play" ruhunu sahada kazanan bir genç; toplumsal yaşamda hukuka, hakka ve başkalarının sınırlarına saygı duyan bir yetişkin olur.

​Özetle; Bir çocuğun matematik sınavından aldığı not onun o anki bilgisini ölçer; ancak spor sahasında kazandığı direnç, disiplin ve sosyal beceriler onun tüm hayatını belirler. Ailelerin "derslerden geri kalma" kaygısı, aslında çocuğu hayata hazırlayan en büyük laboratuvardan mahrum bırakma riskini taşımaktadır.

​Unutulmamalıdır ki; hareket eden çocuk, gelişen ve hayata karşı savunma mekanizması güçlü olan çocuktur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazar Yazıları Haberleri