TBMM’ye Anadilde Eğitim ve Dil Hakları İçin Araştırma Talebi: “Yok Olma Tehlikesi Kapıda”

DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, yok olma riski altındaki diller ve anadilde eğitim hakkı için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Meclis Araştırması talebinde bulundu.

Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, Türkiye’de uygulanan dil politikalarının tüm boyutlarıyla incelenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na Meclis Araştırması açılması için teklif sundu. Teklifte, tek dillilik eksenli politikaların toplumsal çoğulculuğu zayıflattığı, bazı dillerin yok olma riskiyle karşı karşıya kaldığı ve anadili farklı olan çocukların eğitim süreçlerinde ciddi eşitsizlikler yaşadığı vurgulandı.

Başvuru, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunulurken; Anayasa’nın 98’inci, TBMM İçtüzüğü’nün ise 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılması talep edildi.

“Dil Sadece İletişim Aracı Değildir”

Teklifin gerekçesinde dilin yalnızca bir iletişim aracı olmadığına dikkat çekilerek, kültürel hafızanın ve toplumsal varoluşun temel taşı olduğu ifade edildi. Bu çerçevede UNESCO tarafından 17 Kasım 1999 tarihinde 21 Şubat’ın Uluslararası Anadili Günü ilan edildiği hatırlatıldı. Bu kararın, dil çeşitliliğinin korunmasının evrensel bir insan hakları meselesi olduğuna işaret ettiği belirtildi.

Türkiye’nin çok dilli ve çok kültürlü bir toplumsal yapıya sahip olduğu ancak Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren uygulanan dil politikalarının büyük ölçüde tek dillilik anlayışı üzerine inşa edildiği vurgulandı. Bu yaklaşımın, farklı dillerin kamusal alan dışına itilmesine ve kuşaklar arası aktarımın zayıflamasına yol açtığı kaydedildi.

Yok Olan ve Risk Altındaki Diller

Metinde, Türkiye’de konuşulan bazı dillerin artık tamamen ortadan kalktığına dikkat çekildi. Ubıhça, Mlahso ve Kapadokya Yunancası’nın artık konuşulmadığı belirtilirken; Çerkezce, Lazca, Hemşince, Abazaca, Süryanice ve Ladino gibi birçok dilin ise ciddi tehdit altında olduğu ifade edildi.

Dil kaybının yalnızca kültürel çeşitliliğin azalması anlamına gelmediği; aynı zamanda sözlü tarih, kolektif hafıza ve kimlik sürekliliği açısından da büyük bir kırılma yarattığı vurgulandı.

Çocuklar İçin Alarm Zilleri

2025 yılında Sosyo-Politik Saha Araştırmaları Merkezi tarafından 22 ilde gerçekleştirilen saha çalışmasına atıf yapılan gerekçede, 11 yaş altındaki çocukların yalnızca beşte birinin anadilini aktif biçimde konuşabildiği belirtildi. Aynı araştırmada, katılımcıların yüzde 97,8’inin çocuklarının anadilinde eğitim almasını istediği; ancak yalnızca yüzde 17,7’sinin bu imkâna erişebildiği aktarıldı.

Bu verilerin, anadil aktarımında ciddi bir kırılma yaşandığını ortaya koyduğu ifade edildi.

Eğitimde Yapısal Eşitsizlik Vurgusu

Teklifte, eğitim sisteminin tek dil üzerinden yürütülmesinin anadili farklı olan çocuklar için pedagojik ve bilişsel sorunlara yol açtığı belirtildi. Çocukların bilmedikleri bir dil üzerinden eğitim hayatına başlamasının öğrenme güçlüğü, akademik başarı düşüşü, özgüven kaybı ve okuldan kopma riskini artırdığı ifade edildi.

Anadilde eğitimden yoksunluğun yalnızca pedagojik değil, aynı zamanda yapısal bir eşitsizlik sorunu olduğu vurgulandı.

Uluslararası Sözleşmelere Dikkat Çekildi

Gerekçede, Avrupa Konseyi’nin Bölgesel ve Azınlık Dilleri Şartı’na Türkiye’nin taraf olmadığı hatırlatıldı. Ayrıca Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin azınlıkların kendi dilini kullanma hakkını düzenleyen 27’nci maddesinin iç hukukta etkin biçimde uygulanmasına yönelik kapsamlı bir düzenleme bulunmadığı ifade edildi.

Bunun yanı sıra Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin dil, kültür ve kimlik haklarına ilişkin maddelerine konulan çekincelerin sürdüğü; çocukların anadilinde eğitim ve kültürel kimliklerini geliştirme haklarının anayasal ve kurumsal güvenceye kavuşturulmadığı kaydedildi.

Bu durumun, taraf olunan uluslararası belgeler ile iç hukuk uygulamaları arasında belirgin bir uyumsuzluk yarattığı savunuldu.

Kamusal Hizmetlerde Tek Dil Eleştirisi

Metinde, dil alanındaki sınırlamaların yalnızca eğitimle sınırlı kalmadığı; kamusal hizmetlerde tek dil uygulamalarının ve çok dilli yerel hizmetlerin ortadan kaldırılmasının dil temelli eşitsizlikleri derinleştirdiği belirtildi.

Dilsel görünürlüğün azaltılmasının toplumsal çoğulculuğu zayıflattığına dikkat çekildi.

“Toplumsal Barış İçin Dilsel Çoğulculuk Şart”

Teklifte, anadilinde eğitim hakkının tanınmasının yalnızca kültürel bir mesele olmadığı; aynı zamanda demokratik toplum düzeninin güçlendirilmesi açısından da hayati olduğu ifade edildi. Dilsel çoğulculuğun eşit yurttaşlık ilkesinin ve toplumsal barışın temel dayanaklarından biri olduğu vurgulandı.

Bu kapsamda, Türkiye’de uygulanan dil politikalarının sonuçlarının bütün yönleriyle araştırılması; yok olma tehlikesi altındaki diller için koruyucu önlemlerin belirlenmesi; anadilde eğitim hakkından yararlanamayan çocukların karşılaştığı sorunların tespit edilmesi ve gerekli yasal-kurumsal düzenlemelerin ortaya konulması amacıyla Meclis Araştırması açılması talep edildi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Şırnak Haberleri