Şırnak’ın o sert rüzgarlarının estiği, sadakatin taşa toprağa kazındığı yıllar. Sene 1945. Şehri-Nuh' ta yaşanmış gerçek bir hikaye.
Yusuf henüz genç bir delikanlı olduğu, kelimelerin değil gözlerin konuştuğu o dönemde kalbi tek bir ritimle atıyordu.
O zamanlar ne bir telefon vardı ne de bir mektup ulaştıracak aracı. Yusuf için zaman, sokağın köşesinde başlıyor ve orada bitiyordu. Sevdiği kız, her hafta elinde bir yemek tasıyla komşuya geçerken ya da çöpü bırakmak için kapıya çıktığında, Yusuf oradaydı.
Yağmurda: Sırılsıklam ıslanırken tek tesellisi o kapının gıcırtısıydı.
Kar Altında: Üşüyen ellerini cebine sokmazdı ki, kız geçerken başıyla selam verebilsin.
Güneşin Sıcağında: Saatlerce, sadece birkaç saniyelik bir silüet için bekledi.
Tam dört yıl boyunca tek bir kelime konuşmadılar. Yusuf sadece bekledi. Çünkü onun lügatinde sevda, "görmek" değil, "vazgeçmemekti."
Yusuf bir gün düşündü; dilsiz bir sevda ancak dilsiz bir canlıyla anlatılabilirdi. Sevdiği kızın ailesine ait olan o boş arsaya gitti. O çorak toprağa bir çiçek ekti.
Her sabah güneş doğmadan yola düşüyordu. 5 kilometre yolu yürüyerek gidiyor, çiçeği suluyor, onunla dertleşiyor ve geri dönüyordu. Çiçek büyüdükçe Yusuf’un sabrı da kök salıyordu. O çiçek sadece bir bitki değil; Yusuf’un emeği, teri ve dört yıllık sessiz çığlığıydı.
"Toprak ancak bir canı büyütmek için değerlidir," derdi Yusuf. O toprağı sevdasının yuvası yapmıştı.
Çiçek en güzel halini aldığında, Yusuf onu incitmeden yerinden çıkardı. Dört yıldır beklediği o sokağa bu sefer elinde emeğiyle çıktı. Kız kapıdan çıktığında Yusuf karşısındaydı. Hiçbir süslü cümle kurmadı, hiçbir iltifat etmedi. Sadece elindeki çiçeği uzattı.
Kız çiçeği aldı. O an, çiçeğin kokusunda beş kilometrelik yolun yorgunluğunu, dört yıllık bekleyişin sadakatini duydu. Yusuf, kız çiçeği kabul eder etmez arkasını döndü ve doğruca kbabasının yanına gitti.
"Ben bir kıza sevdalandım, bu toprağı işlediğim gibi, bu çiçeği büyüttüğüm gibi severim," dercesine durdu karşısında.
Yusuf sessiz sedasız babasına gidip kızı istemesi, Şırnak’ın dağlarında yankılanan bir düğünle taçlandı. Dile kolay, 4 gün 4 gece süren bir düğün... Davullar sevda için çalındı, halaylar bu büyük sabrın şerefine çekildi. Toprak, o gün sadece bir çiçeği değil, bir yuvanın temelini de kabul etti.
Ve günümüzde Yusuf amca 85 yaşında. Halâ toprağı sevgi ve güzellik adına yeşertiyor.