Sevgili okurlar değerli dostlar; gerçekten söze nasıl başlayacağımı bilemiyorum kızgınlık, kırgınlık, öfke anlayacağınız ortaya karışık bir duygu haliyle yazmaya çalışacağım.
Bu ilk değil sonuncusu olmasını dilerim fakat hiç de umutlu olamıyorum. Sadece telefonda ailesiyle Kürtçe konuştukları için katledilen, mevsimlik işlere giderken Kürt oldukları için katledilenler gibi gibi yüzlerce örnek var açık kaynaklarda. Son olarak Zonguldak’tan gelen görüntüler de öncekiler gibi insan kanını donduruyor; çok söze gerek yok.
Kaynaklara göre her zaman katı ideolojilere karşı çıkmış, kendini sadece bir "hakikat arayıcısı" olarak gören Yazar, çevirmen Cemil Meriç’in olduğu belirtilen fakat anonim olan bir yazıyla bu olaylara bakmak en doğrusu diye düşünüyorum.
“Zulümün olduğu yerde tarafsızlık namusuzluktur. Zulüm sadece zalimi değil sessiz kalanı da kirletir. Bazen susmak bir duruştan değil, korkudan gelir ve korkuyla büyütülen her sessizlik zulmün gölgesini uzatır. İnsan bazen bir söz söyleyerek değil, bir duruş göstererek taraf olur. Ve tarafsız gibi görünenler aslında çoğu zaman zulmün zeminini hazırlayanlardır. İslam adaletin emrini sadece mahkemelere değil, kalplere de vermiştir. Haksızlık karşısında susanlar dilsiz şeytandır buyurulmuştur. Çünkü mazlumun yanında yer almamak zalimin ekmeğine yağ sürmektir. Sessizlik çoğu zaman en güçlü onaydır. Bu yüzden hakikatin tarafında olmak herkes konuşurken değil, herkes susarken konuşabilmektir. Mazlumun sesi olmak yalnızca cesaret değil bir kulluk sorumluluğudur. Kalp vicdanı kaybettiğinde, dilsizlik ahlak olmaya başlar.”
Yalnız şunu söylemekte yarar olur mu? Onu da bilemedim. Yetkili yetkisiz, vicdanlı vicdansız, ahlaklı ahlaksız herkesin şapkasını önüne koyması gerektiğine inandığımı belirtmek istiyorum.
“Zulmün olduğu yerde tarafsızlık namusuzluktur. “
“Zulümün olduğu yerde tarafsızlık namusuzluktur. “
Yorum Yap
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.