Dicle’nin İkiye Bölemediği Hafıza: Bafid Köprüsü’nde Sınır Tanımayan Bahar Coşkusu

Dicle’nin İkiye Bölemediği Hafıza: Bafid Köprüsü’nde Sınır Tanımayan Bahar Coşkusu
Dicle Nehri’nin yön değiştirmesiyle Suriye sınırlarında kalan tarihi Bafid Köprüsü, Derik halkının bahar buluşmasına sahne oldu; asırlık kalıntılar, sınırların ötesinde ortak kültürü yeniden bir araya getirdi.

Dicle Nehri’nin yüzyıllar içinde değişen yatağı, sadece coğrafyayı değil tarihi de yeniden şekillendirdi. Bir dönem Türkiye sınırları içinde yer alan ancak nehrin yön değiştirmesiyle Suriye topraklarında kalan tarihi Bafid Köprüsü, bugün farklı bir anlamla yeniden hayat buluyor. Şırnak’ın Cizre ilçesinin hemen karşısında bulunan bu kadim yapı, baharın gelişiyle birlikte bölge halkının buluşma noktası haline geldi.

Suriye’nin Derik ve Andiver bölgelerinde yaşayan yüzlerce insan, asırlık köprü kalıntılarının çevresinde toplanarak baharı karşıladı. Doğayla tarihin iç içe geçtiği alanda kurulan sofralar, çalınan müzikler ve nehir kıyısında yankılanan kahkahalar, sınırların ötesinde ortak bir kültürün izlerini bir kez daha gözler önüne serdi.

Bir zamanlar Cizre’nin önemli yerleşim alanlarından biri olan Andiver, sınırların çizilmesiyle birlikte Türkiye’den koparak nehrin diğer yakasında kaldı. Geçmişte ticaretin ve sosyal hayatın merkezi olan bu bölge, bugün Derik halkı için geniş bir mesire alanına dönüşmüş durumda. Özellikle bahar aylarında yoğun ilgi gören alan, tarihi atmosferiyle ziyaretçilerine farklı bir deneyim sunuyor.

Dicle kıyısında kaydedilen görüntülerde, insanların tarihi kalıntılar arasında müzik eşliğinde eğlendiği, doğanın canlanışıyla birlikte adeta bir festival havasının yaşandığı görüldü. Bu manzara, bölgenin geçmişten bugüne taşıdığı kültürel zenginliği bir kez daha ortaya koydu.

Bafid Köprüsü’nün Bin Yıllık Hikâyesi

Dicle Nehri üzerinde yükselen Bafid Köprüsü, tarih boyunca Mezopotamya’nın önemli geçiş noktalarından biri olarak kabul edildi. Ancak modern sınırların belirlenmesiyle birlikte köprünün bir bölümü Türkiye’de kalırken, büyük kısmı Suriye tarafında yer aldı.

Halk arasında “Pira Bafid” olarak bilinen köprü, Cizre’nin simge yapılarından biri olma özelliğini taşıyor. Ünlü tarihçi İbnü’l Esir’in kayıtlarına göre 1164 yılında inşa edilen yapı, mimari özellikleriyle 12. yüzyıl izlerini günümüze taşıyor.

Cizre’nin eski adlarından biri olan “Bazibda” ile de anılan köprü, aynı zamanda bir mahalleye de ismini vermiş durumda. Tarihte “Yafes” olarak da bilinen yapı, Hz. Nuh’un oğlu ile ilişkilendirilerek kentin kadim geçmişine işaret ediyor.

Siyah bazalt taşından yapılan ve dev kemerleriyle dikkat çeken köprü, zamanla nehir yatağının değişmesi ve doğal aşınmalar nedeniyle büyük ölçüde yıkıldı. Günümüze ise yalnızca bazı ayaklar ve kemer kalıntıları ulaşabildi.

Bugün ise bu tarihi miras, sınırların ötesinde insanları bir araya getiren bir sembole dönüşmüş durumda. Cizre’nin karşısında, Suriye sınırındaki Andiver bölgesinde yükselen bu kadim yapı, baharın gelişiyle birlikte yeniden hayat buluyor; geçmiş ile bugünü aynı noktada buluşturuyor.

Kaynak:Şırnak Haber 73

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.