Maskeleri Düşüren En İyi Rota: Yolculuk

Atalarımızdan bize miras kalan güzel bir söz vardır. “Yolculuk, kişinin/insanın ahlakının açığa çıkmasına ışık tutar (السفر يسفر عن أخلاق الرجال). (1)

Atalarımızın bu sözü, nesilden nesile aktarılan ve genel kabul gören pratik bir tecrübeyi özetlemektedir. Bu sebepledir ki sık sık “Filanca ile hem yerleşik hayatında (şehirde) hem de yolculukta beraber bulundum” diyen birilerini hep görür duyarız. Çünkü insanın/kişinin normal zamanlardaki iyi haline duyduğumuz güven yüzeyseldir; bu güven ancak yolculuk gibi zorlu ve meşakkatli bir imtihandan geçtikten sonra kesin ve sarsılmaz bir gönül rahatlığına dönüşür. Dolayısıyla bu da kişinin özünün/mahiyetinin; hem psikolojik hem de sosyal güvenlik bölgelerinden ayrıldığında genellikle de uzun yolculuklara eşlik eden düşünsel yorgunluğun baskısı altında öz-farkındalık gözetimi zayıfladığında açıkça ortaya çıktığı düşüncesine dayandığı görülmektedir.

İnsan kendi tanıdık çevresinde ve alışkın olduğu konfor alanında yaşarken bir istikrar ve huzur hisseder; kendini güvende hisseder. Bu istikrar, huzur ve güvenlik ortamı, kişinin toplum içinde “kibar, iyi ve örnek bir insan” imajını kolayca sürdürmesini sağlayıp bir nevi güzel ahlak maskesini takmasını kolaylaştırmaktadır. Ancak işin içine seferîlik, uykusuzluk ya da yorgunluk gibi meşakkatli şartlar girdiğinde, kişinin bu rolü oynamaya ve maskesini korumaya ne mecali ne de takati kalır. Böylece suni/yapay davranışlar ve sonradan edinilen nezaket çabası bir kenara çekilir ve birey tüm baskılardan arınmış olur. Böylece mayasındaki gerçek karakteriyle bir başına kalır. Bu durumda gerçek bütün çıplaklığıyla ortaya çıkmış olur. Kısaca konfor ve tanıdık ortamlar kişinin rol yapmasını kolaylaştırır; stres ve yorgunluk ise o rolü sürdürme gücünü elinden alarak gerçek karakterini çıplak halde ortaya çıkarır.

Uyûnü’l-Ahbârda hukemadan biri der ki; “Üç kişi, ancak üç yerde (durumda) tanınır bilinirler: Halim (yumuşak huylu) olan kişi ancak öfke anında, cesur olan kişi ancak savaşta, dost olan kişi ise ancak ihtiyaç anında.” Bu son derece doğrudur; çünkü zorluklar ahlakın gizli yönlerini gün yüzüne çıkarır ve ruhların gerçekliğini gözler önüne serer. İşte bu yüzden Araplar, «السفر ميزان القوم» “Yolculuk, insanların ölçüsüdür” derler; çünkü yolculuk, insanların pek çok huyunu ve karakterini açığa çıkarır. (2)

Uygarlaşmanın ve sosyal gelişmişliğin doğası gereği medeniyet ve toplumsal kurallar, insanı sürekli başkalarına şık görünmeye ve suni bir nezaket sergilemeye iter. Seferîlik ise beraberinde getirdiği zorluklar, meşakkatler, fedakârlık gereksinimi ve sabır sınavlarıyla bu yapay imaj kaygısını keser. Zaten “sefer” kelimesi Arapçada üzerindeki örtüyü kaldırmak, özü açığa çıkarmak demektir. Hatta denilir ki; Hz. Ömer (r.a.), bir adam başka biri lehine şahitlik ettiğinde şöyle derdi: “Onunla yolculuk yaptın mı? Onunla dinar ve dirhemle (parayla) alışveriş yaptın mı?” Eğer adam “Evet” derse şahitliğini kabul eder, “Hayır” derse “Senin onun hakkında bir bilgin yok” derdi. (3)

Dolayısıyla yolculuk/seferîlik, sadece bir yer değiştirme bir yerden bir yere intikal değil; insanın rahat ettiği alanlarından ve alışkanlıklarından uzaklaşarak kendi iç dünyasını ve öz mayasının keşfedildiği bir süreçtir.

İyi bir arkadaş olup iyi arkadaşlar edinelim. Ancak unutmamalıyız ki; erdemli bir sosyal çevre inşa etmek, sadece doğru insanları seçmekle değil, öncelikle kendimizi o doğru insanlara layık birer dost olarak yetiştirmekle başladığını hep hatırda tutup öyle davranmalıyız.

Muzaffer AYKUT

Kaynakça

  1. Bu sözün İmam Gazali’ye ait olduğu da rivayetler arasında yer almaktadır.
  2. https://l24.im/YWqjk3V
  3. İslam ve İhsan – Hz. Ömer’in (ra) Yanında Biri Övüldüğü Zaman Sorduğu 3 Soru

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum
Muzaffer Aykut Arşivi