Yusuf YETİŞ
Medeniyetin, Misafirperverliğin ve Damak Tadının Başkenti: Diyarbakır
Diyarbakır; sadece taşlarına kazınmış binlerce yıllık tarihiyle değil, mutfağından yükselen eşsiz kokuları ve nesillerden nesile aktarılan misafirperverliğiyle de Güneydoğu’nun ve Türkiye’nin parlayan yıldızıdır. Türkiye’nin dört bir yanını gezseniz de Diyarbakır’ın o kendine has damak tadını, mutfak kültürünün zenginliğini başka hiçbir yerde bulamazsınız.
Şehre adım atan yerli ve yabancı turistlerin büyülenmeden ayrılması neredeyse imkânsızdır. Tarihi Surları, Hevsel Bahçeleri ve buram buram tarih kokan sokaklarıyla ziyaretçilerini ağırlayan bu kadim kent, mutfağının zenginliğiyle de damaklarda unutulmaz izler bırakır. Diyarbakır’a gelip de o lezzet şölenine katılmadan dönen tek bir kişi bile yoktur.
Dillere Destan Bir Mutfak Kültürü
Diyarbakır mutfağı, sabrın, ustalığın ve zengin baharatların harmanlandığı gerçek bir lezzet hazinesidir. Şehrin sofralarını süsleyen başlıca lezzetler saymakla bitmez:
Tırşık & Meftune: Ekşisiyle, kıvamıyla damak çatlatan geleneksel ev yemekleri.

Babaganuş (Babakunuç) & Kısır: İştah açan, mezelerin şahı lezzetler.
Ciğer Kebabı & Cartlak Kebabı: Sabahın erken saatlerinden gece yarılarına kadar kentin sokaklarını saran vazgeçilmez lezzet.
Kaburga Dolması: Özel davetlerin ve ustalık gerektiren sofraların baş tacı.
Nuriye (Mumbar / Bumbar Dolması) & Kelle Paça: Şehrin köklü sakatat kültürünün en lezzetli örnekleri.
Taş Fırın Lezzetleri: Taş kadayıf kokulu sokaklardan yükselen Lahmacun ve buram buram gelenek kokan Tandır Ekmeği.
Duvaklı Pilav & Murtaza (Moltoxe): Kahvaltılardan ana yemeklere uzan an zenginlik.
Diyarbakır Çöreği: Mahlepli ve baharatlı dokusuyla çay saatlerinin vazgeçilmezi.
Tatlı Hazine: Çıtır çıtır Burma Kadayıf, ferahlatıcı Soğuk Baklava ve enfes Künefe.
Tarihten Günümüze Hayranlık Uyandıran Şehir
Diyarbakır sadece bir lezzet durağı değil; medeniyetlerin kesişim noktasıdır. Osmanlı İmparatorluğu döneminden Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kadar pek çok devlet adamı ve sayısız alim bu kentin atmosferine hayran kalmıştır. Unutulmaz seyyah Evliya Çelebi bile Seyahatname’sinde Diyarbakır’ın ihtişamını, bereketini ve insanının cömertliğini öve öve bitirememiştir.
Diyarbakır dendiğinde akla gelen ilk şeyler; medeniyet, köklü kültür, sonsuz misafirperverlik ve muazzam bir mutfak zenginliğidir. Diyarbakır insanı, kapısına gelen her misafirini baş tacı eder; sofrasını en zengin yemeklerle donatır, yedirir, içirir ve gönüllerde unutulmaz anılar bırakarak uğurlar. Tarihiyle, doğasıyla ve lezzetleriyle bu kente gelen herkes, Diyarbakır’a hayran kalıp bir gün yeniden dönmek üzere ayrılır.
KENDİNİZE GELİN EY MÜSLÜMANLAR!
01 Ağustos 2026 Cumartesi 08:56Geleceğe Oksijen Bırakmak: Yeşil Bir Diyarbakır ve Köyleri İçin Topyekün Doğa Hamlesi
25 Temmuz 2026 Cumartesi 09:30"Millet Ne Der?" Kıskacında İstihdam Krizinin Gizli Yüzü
20 Temmuz 2026 Pazartesi 14:52AMAN HA, SAĞLIK HEPSINDEN ÖNEMLI!
20 Temmuz 2026 Pazartesi 00:04İnsan Olmanın Yolları
16 Temmuz 2026 Perşembe 09:35Önce İnsanlık, Önce Merhamet: Bu Dünyada Bize Kalacak Tek Şey İyiliktir
15 Temmuz 2026 Çarşamba 02:00Duyarlılığın ve Doğruluğun Yalnız Patikasında Yürümek
13 Temmuz 2026 Pazartesi 09:30Diyarbakır’ın Saklı Tarihi Hazinesi: Zembilfroş Kalesi Ziyaretçilerini Bekliyor!
12 Temmuz 2026 Pazar 10:08TOPYEKÜN TOPLUMSAL EĞİTİM ŞART: TRAFİK, ÇEVRE VE SORUMLULUKLARIMIZ
08 Temmuz 2026 Çarşamba 11:58Toplumsal Vicdanın ve Adaletin Mihenk Taşı: Engellilere Bakış Açımız
05 Temmuz 2026 Pazar 09:34
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.