Doç. Dr. İrfan Yıldırım (Sosyolog)

Doç. Dr. İrfan Yıldırım (Sosyolog)

Şırnaklı Ne İstiyor?

Şırnak'ın sorunlarını sürekli konuşuyoruz.

Ben de alanım gereği, günlük hayatın içinde çok farklı insanlarla konuşuyorum. İlginçtir, konu Şırnak'a geldiğinde insanların büyük bölümü dönüp dolaşıp aynı sorunlardan söz ediyor.

İsimler değişiyor, sohbetler değişiyor ama şikâyetler pek değişmiyor.

Ben de bugün bunları uzun uzun tartışmak yerine alt alta sıralamak istiyorum. Yani basitçe şu sorunun cevabını arayacağım: Şırnaklı ne istiyor?

Aslında çok şey istemiyor.

Şırnaklı kendi memleketinde çalışmak istiyor.

Zonguldak'a, Ordu'ya, Sakarya'ya fındık toplamaya; Adana'ya, Mersin'e mevsimlik işçi olarak gitmek istemiyor.

Geçtiğimiz günlerde Zonguldak'ta saldırıya uğrayan Şırnaklı aileleri konuşurken meselenin bu tarafını da düşünmeliyiz. İnsanlar neden çocuklarını da yanlarına alarak yüzlerce kilometre uzağa çalışmaya gidiyor?

Şırnaklı kendi toprağında, kendi şehrinde çalışmak istiyor.

Ailesini burada geçindirebileceği bir iş istiyor.

Şırnaklı Gabar'dan çıkan petrolün şehrine de yansımasını istiyor.

Günlük petrol üretiminin 80 bin varili aştığı bir şehirden söz ediyoruz.

Şırnaklı bu petrolün yalnızca çıkarılıp başka yerlere gönderilen bir kaynak olmasını istemiyor. Yan sanayisini burada görmek, hizmet sektörüne, yatırıma ve en önemlisi istihdama dönüşmesini istiyor.

Kısacası Gabar'dan çıkan petrolün Şırnak'ın ekonomik hayatını da değiştirmesini istiyor.

Şırnaklı Habur'dan geçen ticaretten daha fazla pay almak istiyor.

Yılda bir milyondan fazla TIR hareketinin yaşandığı bir sınır kapısının yanı başında yaşıyoruz.

Şırnaklı bunun ticarete, sanayiye, lojistiğe ve istihdama dönüşmesini istiyor.

Habur'un yalnız Türkiye'nin Irak'a açılan kapısı değil, Şırnak'ın da kalkınma kapısı olmasını istiyor.

Şırnaklı üretmek istiyor.

Bir milyondan fazla küçükbaş hayvanın bulunduğu bir şehirde etin, sütün, derinin işlenmesini istiyor.

Fabrikalar istiyor. Kooperatifler istiyor.

Kendi markalarını görmek istiyor.

Her gencin gözünü kamu kadrolarına, özellikle de İŞKUR bünyesindeki geçici işlere dikmek zorunda kalmadığı güçlü bir özel sektör istiyor.

Yani kısacası fabrika istiyor.

Şırnaklı iyi sağlık hizmeti almak istiyor.

Bir tetkik için Diyarbakır'a, bir ameliyat için Mardin'e ya da daha uzak şehirlere gitmek istemiyor.

Uzman doktor aramak için şehir şehir dolaşmak istemiyor.

Yıllardır beklediği 500 yataklı hastanenin tamamlanmasını, doktorların burada kalmasını istiyor.

Ve artık Şırnak'ta bir Tıp Fakültesi kurulmasını istiyor.

Şırnaklı kolay ulaşmak istiyor.

Haritada yanı başında duran Van'a gitmek için saatlerce dolaşmak istemiyor.

Yıllardır konuşulan Şırnak-Van yolunun tamamlanmasını, çevresindeki şehirlerle daha güçlü ulaşım bağlantıları kurulmasını istiyor.

Şırnaklı köyüne gitmek istiyor.

Yıllardır güvenlik gerekçesiyle girişine izin verilmeyen ya da erişimin kısıtlı olduğu köylerine yeniden gidebilmek istiyor.

Namaz Dağı'nın arkasındaki köylere…

Gabar Dağı'nın eteklerine…

Hilal bölgesinde doğup büyüdüğü, çocukluğunun geçtiği topraklara yeniden ulaşmak istiyor.

Kimi köyündeki evine bakmak, kimi tarlasını ekip biçmek, hayvanını otlatmak istiyor.

Kimi de yalnızca atasının mezarını ziyaret etmek istiyor.

Türkiye yeni bir dönemin başlamasını konuşurken Şırnaklı da bunun kendi hayatındaki karşılığını görmek istiyor.

Şırnaklı sosyal donatıları tamamlanmış bir şehirde yaşamak istiyor.

Çocuğuyla gidebileceği parklar, gençlerin oturabileceği mekânlar, spor alanları istiyor.

Sinema istiyor. Tiyatro istiyor.

Yürüyüş mekanları istiyor.

Çünkü şehir yalnızca binalardan ve yollardan oluşmaz. İnsanların o şehirde nasıl yaşadığı da önemlidir.

Şırnaklı kurumlarında istikrar istiyor.

Bugün atanan bir müdürün yarın değişmediği bir kamu düzeni istiyor.

Yöneticilerin daha kurumu tanımadan, şehri öğrenmeden görevden ayrılmasını istemiyor.

Her gelen yöneticinin yeniden başladığı değil, kurumsal hafızanın oluştuğu ve başlanan işlerin devam ettiği bir yapı istiyor.

Şırnaklı ilkokula başlayan çocuğunu mümkünse aynı öğretmenin mezun etmesini istiyor.

Çocuğunun dört yılda üç-dört öğretmen değiştirmesini istemiyor.

Öğretmenin öğrencisini tanımasını istiyor.

Ailesini, yaşadığı toplumu tanımasını…

Ve Şırnak'ı ilk fırsatta ayrılacağı geçici bir görev yeri olarak görmemesini istiyor.

Şırnaklı okumuş, nitelikli çocuklarının burada kalabilmesini istiyor.

Yıllarca emek veriyor. Çocuğunu okutuyor.

Doktor yapıyor, mühendis yapıyor, akademisyen, öğretmen, avukat yapıyor.

Sonra o çocuk geleceğini başka şehirlerde aramak zorunda kalıyor.

İstanbul kazanıyor.

Ankara kazanıyor.

İzmir kazanıyor.

Şırnak ise yetiştirdiği insanı kaybediyor ve yeniden insan yetiştirmeye başlıyor.

Şırnaklı artık bu döngünün değişmesini istiyor.

Ve belki de hepsinden önemlisi:

Şırnaklı kendi şehrinde iyi bir hayat yaşayabileceğine inanmak istiyor.

Aslında bunların hiçbiri olağanüstü talepler değil.

Türkiye'nin başka bir şehrinde yaşayan bir insan ne istiyorsa Şırnaklı da onu istiyor.

Sözün kısası…

Şırnaklı yardım değil imkân, ayrıcalık değil eşitlik, geçici istihdam değil üretim, başka şehirlerde gelecek aramak değil kendi memleketinde bir gelecek kurmak istiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Doç. Dr. İrfan Yıldırım (Sosyolog) Arşivi