Prof. Dr. Nurullah AGİTOĞLU
KUR’ÂN-I KERİM’E GÖRE HZ. NUH VE MÜCADELESİ
KUR’ÂN-I KERİM’E GÖRE HZ. NUH VE MÜCADELESİ (Günümüze Bakan Yönü Ya da Çıkaracağımız Dersler) (2)
Hz. Nûh (as) insanlığın ikinci atası olduğu gibi ilk resul olarak kabul edilir. Dokuz yüz elli yıl davette bulunarak Allah’ın Sabûr ismine mazhar olduğunu düşündüğümüz Nûh (as), kavminin şiddetli muhalefetine rağmen Allah Teâlâ’nın Gaffâr sıfatına dikkat çekmiştir. Onun rahmetine sığınmayan bu topluluğun akıbeti tufanda boğulmak olmuştur. Çünkü Allah inkârcılardan intikamını almada Azîz, müminleri kurtarıp nimetlendirmede Rahîm’dir. Öyle ki, Allah Teâlâ’nın, müminleri tufandan kurtarması, onların günahlarını bağışladığını (Gafûr), onlara ihsanda bulunması merhametini (Rahîm) göstermektedir (Temizkan, 2019, 81).
Esma-i hüsna’nın Hz. Nuh’un hayatında önemli tecelli noktaları da diyebiliriz buna.
Mücadelesinden çıkarılacak dersler ve mesajının günümüze taşınması;
Binlerce yıl öteden bize öğretmenlik yapıyor Hz. Nuh ve güzel dersler veriyor. Tüm peygamberler gibi ve en güzel öğretmenimiz olan Hz. Muhammed (sas) gibi.
a. 950 yıl gibi uzun bir süre vazife yapması. Bıkmadan usanmadan yorulmadan uzun süre vazifesini bihakkın yapması. İstikrarlı bir şekilde doğru yolda ve dürüstlükle sebat etmeyi öğretiyor. En ufak bir sarsıntıda bir olumsuzlukta vazgeçen, geri dönen, işi yarım bırakan, hayata küsen günümüz insanına güzel bir ders yok mu burada?
b. Ülülazm peygamberlerden olması zaten ondaki müthiş azim ve kararlılığı gösterir. Buradan da çok şey çıkarılmalı. Sebat ve sabır üzere 950 yıl. Dile kolay diyeceğim. Dile bile kolay gelmiyor. Ama bir hakikat bu. Buradan da öğreneceğimiz çok şey var.
c. Uzun süre peygamberliğe rağmen çok az kişi iman ediyor. Peki pes ediyor mu? Ya da ‘o kadar çaba boşa gitti’ demiş mi, hayır. O vazifesini yapmış gönül huzuruyla, gerisi Rabbimiz’in vazifesi, onun takdiri. Yani azim, sebat ve sabır var, ama tevekkül de var. Son tahlilde hidayeti veren Allah’tır. İşin o kısmına karışmıyor. Buradan da bazı dersler çıkaracağız. Bize düşen öncelikle herkesin kendi vazifesini ve sorumluluğunu güzelce yapması değil midir?
d. Uzun süre vazife yap, az kişi inansın. Ümitsizliğe kapılıyor mu peki? Hayır. Ümitsizlik bizde de hiçbir zaman olmamalı. Yeis, küfre götüren bir tuzaktır. Rabbimize sağlam bir tevekkül anlayışımız varsa ümitsiz olmayacağız, kendimiz adına, geleceğimiz adına. Ümidini kaybeden şeytana oyuncak olmaya başlamıştır.
e. Deniz olmayan yerde gemi yapması emrediliyor, insanlar alay ediyorlar, dalga geçiyorlar, hakaret ediyorlar. Tüm peygamberler için durum böyle. Ama büyük bir vakarla, ağırbaşlılıkla, sükunetle o sadece görevini yapıyor. Buradan da alacağımız ders yok mu acaba?
f. Değerli akademisyen dostum Mehmet Bağış’ın tespitiyle söyleyeyim. Hz. Nûh kıssasında göz ardı edilemeyecek bir nokta da bu kıssada sadece insan hayatının değil, bütün canlıların hayatının önemli ve vaz geçilmez olduğu vurgulanıyor. Zira tufanda helak olmamaları için gemiye her cins canlıdan erkekli-dişili birer çift alınması, bu durumu açıkça göstermektedir. Buradan da alacağımız bir ders yok mu sizce? Müminin bütün canlılara karşı sorumluluk bilinci ve duruşu.
g. Bütün hamlelerine rağmen, Hz. Nuh’un tavrını değiştiremeyen “ileri gelenler” kendileri gibi bir insanın bu “basit görüşlü ayak takımı” ile birlikte hareket etmesini onun şanına uygun görmezler, (onun şanını düşündükleri yok da oradan yakalayabilirler mi onun derdindeler) o “ayak takımı” olarak nitelendirdikleri zayıfları etrafından kovması gerektiğini, Nuh’un (as) yerinin kendi yanları olduğunu telkin ederler. Nuh (as), bu isteklere karşı şöyle cevap verir: “Benim ücretim Allah'a aittir.” (Hûd, 11/29) “Müminleri yanımdan kovacak değilim, çünkü ben sadece uyarıcıyım.” (Şuarâ, 26/114-115)
Buradan da duruş sahibi olmayı, vefayı, izzet sahibi olmayı ve adam olmayı sanki ders veriyor bize ve insanlığa. Ne dersiniz?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.