Prof. Dr. Nurullah AGİTOĞLU
AÇ VE SUSUZ KALMANIN ÖTESİNDE BİZİ TUTAN BİR İBADET: ORUÇ
Rahmet, mağfiret ve bereket ayı olan Ramazan-ı Şerif’i idrak ediyoruz; hamdolsun. Rabbim nice Ramazanlara kavuştursun bizleri.
Ramazan ayı, asıl ehemmiyetini kendisinde indirilmiş olan Kur’ân-ı Kerîm’den alıyorsa da oruç gibi farklı bir ibadete de ev sahipliği yapmaktadır. Neden farklıdır oruç? Zira riya ve gösterişin karıştırılamayacağı bir ibadettir. Kimse hatır-gönül için veya maddi bir çıkar için ya da namı yürüsün diye sabahtan akşama kadar kendini aç ve susuz bırakmaz. Bunu sağlayan yegâne dürtü, Allah’ın emri olmasıdır.
Oruç çok yönlü bir ibadettir. İnsan oruç tuttuğunda oruç da insanı tutar, tutmalıdır. İmsak kelimesinin anlamı tutmaktır zira. Biz onu tuttukça, o bizi yemeden, içmeden ve şehvani lezzetlerden uzak tutacak. Ve bizi tuttukça oruç, Allah’ın rızasına yaklaştıracak.
Oruç ibadetini çok dar manalara sıkıştırmamak lazım. Çünkü oruç, aç ve susuz kalmanın ötesinde geniş anlamda bir ‘tutma’ya işaret ediyor aslında. Nereden mi çıkarıyoruz bunu? Bu noktaya vurgu yapan bizzat Resulullah’tır (sas).
Bakın ne buyuruyor Hz. Peygamber (sas): “Kim yalan söylemeyi, yalanla iş görmeyi ve cehaleti terk etmezse, Allah’ın, onun yemesini ve içmesini bırakmasına (oruç tutmasına) ihtiyacı yoktur.” (Buhârî, “Savm” 8.)
Demek ki, gerçek anlamdaki bir oruç sadece açlık ve susuzluk değil; bütün azalara tüm organlara bir disiplin vermektir. Bu disiplin çerçevesinde yalandan, gıybetten, dedikodudan, söz taşımaktan, çirkin ifadelerden, küfür ve hakaretten, rencide edici davranışlardan uzak durmayı öğreniyor insan, oruçtan. Daha önceki başka bir yazıda ifade etmiştik, oruç iyi bir öğretmendir diye. İşte geniş anlamıyla böyle bir hareket tarzı öğretiyor bize ve buna bağlı kalmayı salık veriyor aslında.
Gerçek anlamıyla oruç tutmazsak, orucun hakiki manasını kavramazsak, hadisin işaretiyle, bize kalan sadece açlık ve susuzluğumuz olur, maazallah.
Oruç bizi tutmalı, yetiştirmeli, imanımızın tadını bize tattırmalıdır. Böyle bir orucun bize faydası olacağı gibi, incelttiği kalbimizle ve temizlediği düşüncelerimizle topluma da faydası olmayacak mı sizce? Böyle bir orucu tutan müminden zarar veya kötü bir şey sadır olabilir mi? Böyle bir mümin, açlık çekeni, sıkıntıda olanı, fakiri, yetimi, mazlumu, borçluyu, hastayı, âcizi, güçsüzü daha iyi anlamayacak mı Allah aşkına. Kendisinde potansiyel olarak bulunan güzellikleri daha rahat dışarıya çıkarma imkânı bulamayacak mı sizce?
Yüce Rabbim böyle bir bilinçle oruç tutanlardan eylesin bizi. Âmin
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.