Mehmet Bilir
Şırnak'ın Kaybedecek Bir Genci Daha Yok
Üniversite tercih dönemi geldiğinde, her yıl aynı telaşı yaşıyoruz. "Nereyi yazalım, neresi gelir ?" sorusu herkesin dilinde. Başlangıçta verilen yanlış bir tavsiye, gençlerin sadece dört yılını değil, aynı zamanda hayatlarının en verimli dönemini de etkiliyor. Hala birçok gence, "Puanın buraya yetiyor, falanca şehir güzel, Şırnak'tan çık, git deneyimle denilerek tercih yaptırılıyor.
Bugün Türkiye'de yüzbinlerce mezunu ve neredeyse aynı oranda işsizi olan bölümler hala açık durumda, ve tercih listelerinde yer alıyor. Bu bölümlerin kamu atamaları neredeyse yok denecek kadar az ve özel sektörde de çok az istihdamı söz konusu. Ancak gençler hala ısrarla üniversiteye girebilmek için bu bölümleri seçebiliyor.
Şırnak'ta bunun örneklerini görmek zor değil. Ellerinde diplomalarıyla yıllardır iş arayan binlerce genç var. Kimisi KPSS'den bir şans bekliyor,kimisi işkur kuralarında adının çıkmasını bekliyor, kimisi asgari ücretle farklı sektörlerde çalışıyor, kimisi ise kendi mesleğini hiç yapamıyor. Ve en sonunda "Diplomalı İşsizler" ordusunun bir neferi olarak yerini alıyor.
Bir bölümün taban puanına karar vermeden önce, mezunlarının nerede çalıştığına bakmalıyız. Atama sayıları nedir? Özel sektörde yeri var mı? Bu mesleğe olan ihtiyaç önümüzdeki on yılda artacak mı? Bu soruların cevapları, tercih listesindeki sıralamadan çok daha değerlidir.
Herkes çocuğunun saygın, masa başı bir işte çalışmasını isterken mesleki eğitimi neden kimse düşünmüyor?
Mesleki eğitim, üretim ve gelişimin temelidir. Bugün sanayi, enerji, inşaat, teknoloji ve hizmet sektörlerinde eğitimli teknik personele olan talep gün geçtikçe artıyor.
Enerji yatırımlarının arttığı ve üretimin gelişmeye başladığı Şırnak gibi bir şehirde, bir mesleğe sahip olmak sadece bir diplomaya sahip olmaktan daha değerlidir. El emeğiyle kazanılan ekmek asla küçümsenmemelidir.
Burada tercih danışmanlığı sunan kurumlar, eğitimciler ve rehber öğretmenlere de sorumluluk düşüyor. Gençlere sadece kontenjan listelerini sunmak yeterli değildir. Her öğrencinin ilgisi, yeteneği ve reel iş olanakları birlikte değerlendirilmelidir.
İstediği puanı alamayan genç kardeşlerime de bir çift sözüm var ;
Hayatınızı tek bir sınav sonucuna sınırlamayın. Bu yıl olmadı diye her şeyin bittiği anlamına gelmez. Eksiklerinizi görün, yeni bir plan yapın, tekrar çalışın. Gerekirse bir yıl daha çaba gösterin, ama sadece üniversite öğrencisi olmak için geleceği olmayan bir bölümü seçmek zorunda hissetmeyin. Bir yıl kaybettiğinizi düşünebilirsiniz; ama yanlış bir tercih size yıllara mal olabilir...
Bu yüzden önemli olan sadece üniversiteye girmek değil, mezun olduktan sonra kendi ayaklarınızın üzerinde durabilmektir. Bugün verdiğiniz karar, yarın nasıl bir hayat yaşayacağınızı belirleyecek...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.