Eğitim, Öğrenciyi Bir Hedefe Ulaştırmakla Değil, Ona Kendi Yolunu Kendi Yürüyebileceği Gücü Vermekle Başlar

Herkes kazandırdığı öğrenci sayısıyla övünmeyi bilir; masaya vurulan rakamlar, asılan tabelalar, başarı listelerindeki gururlu sıralamalar hep bu aritmetiğin üzerine kuruludur.

Sayılar soğuktur, nettir ve iddialıdır: "Şu kadar kişi kazandırdım."

Fakat o rakamların arkasında kalan gerçek hikâyeyi, yani o çocukların hayatına nasıl dokunulduğunu, onlara sadece bir sınavı geçirecek ipuçları değil, ömür boyu üzerinde yürüyebilecekleri sağlam bir köprü olup olunmadığını soran pek çıkmaz. Bir genci sadece bir yere "yerleştirmek" ile ona kendi ayakları üzerinde durabileceği cesareti, karakteri ve donanımı vermek aynı şey değildir.

İstediğiniz kadar başarı tablosu doldurun; eğer o genç, yarın rüzgâr sert estiğinde savrulup gidecekse, verdiğiniz eğitimin de kazandırdığınız o süslü rakamların da insan onuruna ve hayatın gerçekliğine pek bir katkısı yoktur. Asıl mesele tabelalardaki istatistikleri artırmak değil; hayatın inişli çıkışlı yollarında yıkılmayacak bir inancı o çocukların kalbine bırakabilmektir.

Rakamlarla övünenler unutmasın: Eğitim, öğrenciyi bir hedefe ulaştırmakla değil, ona kendi yolunu kendi yürüyebileceği gücü vermekle başlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yüksel BAYAR Arşivi