"Ben Bugün Ne İyilik Yaptım?" Diyebilmek ve Ömrü İyiliğe Adamak

İyilik yapın; çünkü günün sonunda kazanacak olan hep siz olursunuz.

​Peki, biz ne yapıyoruz? Çoğu zaman iyilikten kaçıyoruz, kaçmaya da devam ediyoruz. Neden mi? Çünkü iyilikten kaçan bir insanın yolu her daim dar ve engebeli olur. Unutmayın ki, iyilikten kaçan bir insan gün gelir iyilik bekler; fakat o gün geldiğinde, aradığı o şefkati ve yardımı karşısında bulamaz.

​Kıymetli dostlar, başımızı biraz olsun kaldırıp etrafımıza bakmalı ve iyilik yapmalıyız. Komşumuz açken bizim tok olmamızın ne anlamı var? Komşumuz bir lokma ekmeğe muhtaçken, bizim soframızın zengin olmasının kime ne faydası var? Akrabamız, komşumuz ya da mahallemizden biri yatağa aç girerken, bizim vicdanımız rahat bir şekilde uyumamız mümkün mü?

​"Ben Bugün Ne İyilik Yaptım?" Diyebilmek

​Bizler "Müslümanız, Ümmet-i Muhammed’in fertleriyiz" diyoruz. Peki, üstlendiğimiz bu ulvi kimliğe yakışır ne tür iyiliklerde bulunuyoruz? İnsan her gün, her hafta, her ay durup kendine şu hayati soruyu sorabilmeli: "Ben bugün ne iyilik yaptım?"

​Ömür dediğiniz nedir ki; göz açıp kapayıncaya kadar hızla geçip gidiyor. Hatta gün gelecek, ömrün kendisi bile karşımıza dikilip hesap soracak: "Sana bu kadar ömür verdim, peki sen bu dünyada ne yaptın?" diyecek.

​Mardin Ulu Cami'de Değişen Bir Hayat

​Yıllar önce, 2000 yılında Mardin’de 80 yaşın üzerinde Mahmut amcayla tanışmıştım. Mardin Ulu Cami’nin avlusunda, dondurucu bir soğukta karşılaştık onunla. Bana ne dedi biliyor musunuz?

​"Ömrünü iyilikle ve geleceğe iz bırakarak geçir. Ömür gelip geçiyor; iyilik yaparsan asla pişman olmazsın."

​O günden sonra, çok şükür onun bu öğüdünü kulağıma küpe ettim. Elimden geldiğince ömrümü iyiliğe adamaya; insanlara bir ışık, bir umut olmaya çalışıyorum. Zaten bu dünya gelip geçici... 100 yıl da yaşasak, bin yıl da yaşasak yolun sonu ölüm, durağımız kara toprak. Ne kimseyi üzmeliyiz ne de kalbimizde kin ve nefret barındırmalıyız. İnsan bu dünyaya sadece bir misafir olarak geliyor ve vakti dolduğunda çekip gidiyor.

​İçi Boş Bir Ceviz Gibi Yaşamak

​Etrafıma şöyle bir baktığımda, ne yazık ki bu hayatı adeta "içi boş bir ceviz" gibi bomboş yaşayan insanlar görüyorum. Neden mi böyle düşünüyorum? Çünkü insanlar ömürlerini sadece "iş, güç, kariyer ve para" diyerek heba ediyor; yıllarını bu geçici hırslar uğruna feda ediyorlar. Fakat dönüp yanı başındaki komşusuna, arkadaşına, darda kalmış bir engelliye ya da muhtaç bir garibe el uzatmıyorlar.

​Ne kadar acı ve hüzünlü bir tablo, değil mi? Ömrün sonuna gelip yaşlandığında; "Vay başıma gelenler! Keşke dünyadayken daha çok iyilik yapsaydım, sadaka verseydim, insanlara el uzatsaydım..." diye hayıflanmak ve derin bir pişmanlık içinde son nefesi vermek...

​Gösteriş Unsuru Değil, Hakiki Ameller

​Pandemi döneminde rahmetli olan ilahiyatçı-yazar Ömer Döngeloğlu Hocamızın da ifade ettiği gibi; ahirette kimin ne olduğu net bir şekilde ortaya çıkacaktır. Günümüzde kimisi aşiretiyle, kimisi lüks arabasıyla, kimisi serveti ve katlarıyla, kimisi şık elbiseleriyle, kimisi de siyasi partisi ve makamıyla hava atıyor. Soyumuzla, aşiretimizle, paramızla, arkamızdaki güçle birbirimize caka satıyoruz. Oysa unutmayalım ki; kimin kaç gram ettiğini, kimin ne değer taşıdığını toprağın altına girdiğimizde göreceğiz.

​Değerli dostlar, bu güzel sözleri sadece paylaşmak ya da okuyup geçmek yetmez; bunları bizzat hayatımıza geçirmemiz lazım! İyiliği, sadakayı, sevgiyi ve saygıyı çoğaltmalıyız. İş işten geçtikten sonra pişman olmak fayda vermez. Henüz vakit varken, ruhumuzu teslim etmeden önce iyiliğimizi ve sadakamızı verelim ki öte dünyadaki yolumuz aydınlık olsun, kendimize cennetten bir köşe hazırlayalım. Bir engelliyi sevindirelim, bir fakirin yüzünü güldürelim, muhtaç bir garibin duasını alalım.

​Hayatımızı İyiliğe Adayalım

​Gelin; her birimiz günlük, haftalık ya da aylık rutinler oluşturup mutlaka bir iyilikte bulunalım. Sokaktaki bir engelliye el uzatın, bir yaşlının halini hatırını sorun, kimsesiz bir garibe umut olun. Yoldan geçen bir fakirin yüzünü güldürün, bir sokak hayvanına su verin. Niyetiniz samimi olursa, yapacak bir iyilik mutlaka bulursunuz.

​Hayatımızı iyiliğe adayalım; çünkü kötülükten, hırstan ve kinden hiç kimseye bir hayır gelmemiştir.

​Bugün akıllı telefonlar çıktı, sosyal medya hayatımızı çepeçevre sardı; içi boş diziler ve sahte eğlenceler türedi. İnsanlar bu sanal curcuna ve karmaşa içinde saygıdan, sevgiden ve insanlıktan uzaklaştı. Oysa unutmayalım: Biz iyilikten uzaklaştığımız an, felaketler bizi kovalamaya başlar.

​Geleceğe Güzel Bir Miras Bırakmak

​Ben kendime özel bir iyilik not defteri tutuyorum. Her gün, her hafta, her ay çevreme ve insanlara ne kadar iyilik yapabildiğimi tek tek kaleme alıyorum. Hedefim, benden sonra gelecek nesillere ve evlatlarımıza güzel bir örnek, iyilik bilinci ve imrenilecek bir miras bırakabilmektir inşallah.

​Unutmayın; eğer her birey kendi etrafına iyilik ve güzellik saçarsa, bu dünya ne kadar huzurlu olur, hayat ne kadar yaşanılır bir yer haline gelir!

​Saygılarımla,

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yusuf YETİŞ Arşivi