Doç. Dr. Veli TATAR

Doç. Dr. Veli TATAR

Aradığınız Gemi Cûdi’de

Aradığınız Gemi Cûdi’de

Hz. Nûh’un gemisi nerede?

Bu soru, insanlık tarihinin en dikkat çekici sorularından biri olmaya devam ediyor. Yüzyıllardır farklı coğrafyalarda bu büyük tufanın ve geminin izleri aranıyor. Son olarak Ağrı Dağı’nda erozyon ve doğal jeolojik süreçlerle şekillenmiş bir kaya oluşumu, Hz. Nûh’un gemisi olabileceği ihtimaliyle inceleme konusu oldu.

Bilimsel araştırma elbette değerlidir. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken çok önemli bir nokta var:

Bizim elimizde geminin bulunduğu yerle ilgili doğrudan bir Kur’anî işaret var.

Kur’an-ı Kerîm, Hz. Nûh’un gemisinin tufan sonrasında Cûdî üzerine oturduğunu açıkça bildiriyor:

وَاسْتَوَتْ عَلَى الْجُودِيِّ

“Gemi Cûdî üzerine oturdu.”

(Hûd, 11/44)

Bu kadar açık bir ifade karşısında insanın zihninde doğal olarak şu soru beliriyor:

Öyleyse neden önce Cûdi Dağı’na bakmıyoruz?

Cûdi Sadece Bir İddia Değil

Cûdi Dağı meselesi, sonradan ortaya atılmış modern bir rivayet veya bölgesel bir yakıştırma değildir. Hz. Nûh’un gemisinin Cûdi’ye oturduğu bilgisi, İslamî literatürde erken dönemlerden itibaren yer alan bir kabuldür.

Kur’an’ın açık ifadesinin yanında tefsir, tarih ve coğrafya kaynaklarında da Cûdi, Hz. Nûh’un gemisiyle ilişkilendirilmiştir.

Dolayısıyla bugün yapılması gereken, “Cûdi’de gemi vardır” şeklindeki inancı bilimsel araştırmanın yerine koymak değildir. Tam tersine, Kur’an’ın işaret ettiği bu mekânın bilimsel olarak araştırılmasıdır.

Çünkü bilim, bir iddiayı araştırmak için onun kesin olarak doğru olduğuna önceden inanmayı şart koşmaz.

Tam tersine, önemli bir iddia varsa onu araştırır.

Ağrı Araştırılıyorsa Cûdi Neden Araştırılmasın?

Ağrı Dağı’nda doğal bir kaya oluşumunun Hz. Nûh’un gemisi olabileceği ihtimali araştırılabiliyorsa, Kur’an’ın adını açıkça verdiği Cûdi Dağı neden aynı kapsamda incelenmesin?

Üstelik Cûdi’nin bu konudaki dayanağı yalnızca bir kaya görüntüsü değildir.

Ortada Kur’ân’dan bir ifade, onu destekleyen asırlar boyunca oluşmuş İslamî literatür ve bölgenin tarihî hafızası bulunmaktadır.

Elbette bunlar tek başına arkeolojik bir gemi kalıntısının bulunduğunu kanıtlamaz. Fakat bilimsel araştırmanın başlaması için güçlü bir araştırma gerekçesi oluşturur.

Bugün modern teknolojinin imkânları son derece gelişmiştir. Uydu görüntüleri, jeofizik taramalar, jeolojik analizler, arkeolojik yüzey araştırmaları ve farklı disiplinlerin ortak çalışmasıyla Cûdi Dağı çok daha kapsamlı biçimde incelenebilir.

Belki sonuç, Hz. Nûh’un gemisine ait olduğu kesin biçimde ortaya konulabilecek bir kalıntı olacaktır.

Belki de olmayacaktır.

Ama bunu söyleyebilmek için önce Cûdi’yi gerçekten araştırmak gerekir.

Kur’an’ın Gösterdiği Yere Bakmak

Burada mesele Ağrı Dağı ile Cûdi Dağı arasında bir yarış başlatmak değildir.

Mesele, araştırmanın başlangıç noktasını doğru belirlemektir.

Kur’an bize Hz. Nûh’un gemisinin “el-Cûdî” üzerine oturduğunu söylüyor. Bu ifade ortadayken, gemiyi arayan araştırmacıların Cûdi Dağı’nı da ciddi bir bilimsel araştırma alanı olarak ele alması son derece tabiidir.

Hatta meseleye Müslümanların perspektifinden bakıldığında, Cûdi’nin araştırılmasının daha güçlü bir gerekçeye sahip olduğu söylenebilir.

Çünkü burada elimizde sadece “şu kaya gemiye benziyor” şeklinde bir benzetme yoktur.

Elimizde doğrudan Kur’an’ın zikrettiği bir yer adı vardır: Cûdî.

Bu sebeple Ağrı Dağı’nda araştırma yapan bilim insanlarına samimi bir çağrıda bulunmak isterim:

Cûdi Dağı’na da gelin.

Ağrı’da yaptığınız çalışmaların yanına Cûdi’yi de ekleyin. Bölgeyi modern bilimsel yöntemlerle tarayın. Jeolojik yapısını inceleyin. Arkeolojik araştırmalar yapın. Uydu görüntülerini değerlendirin. Elde edilen verileri bilim dünyasının önüne koyun.

Çünkü belki de Hz. Nûh’un gemisini ararken yıllardır baktığımız yer değil, Kur’an’ın bize gösterdiği yer asıl araştırılması gereken yerdir.

Ve belki de cevap, Ağrı’nın zirvelerinde değil, Cûdi’nin eteklerinde bizi bekliyordur.

Aradığınız gemi Cûdi’de olabilir. Hatta Kur’an’ın işaret ettiği yer orasıdır. Şimdi sıra, bunu bilimsel olarak araştırmaktadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Doç. Dr. Veli TATAR Arşivi