Doç. Dr. İrfan Yıldırım (Sosyolog)
Esnafın da Yapacakları Var!
Bir şehrin gelişmesini konuşurken çoğu zaman büyük şeylerden söz ediyoruz.
Yatırımdan, istihdamdan, yollardan, kamu hizmetlerinden...
Oysa şehir hayatının bir de her gün karşılaştığımız küçük ama önemli bir tarafı var:
Çarşısı ve esnafı.
Çünkü bir şehirde yaşamanın kalitesini bazen büyük yatırımlardan çok, gündelik hayatta karşılaştığımız küçük şeyler belirliyor.
Bir dükkâna girdiğinizde nasıl karşılandığınız...
Aradığınız ürünü bulup bulamadığınız...
Aynı ürüne başka bir yerde çok daha düşük fiyat ödeyip ödemediğiniz...
Esnafın sizi yeniden gelecek bir müşteri olarak mı, yoksa o gün mümkün olduğunca fazla kazanılacak biri olarak mı gördüğü...
Bunların hepsi önemli.
O nedenle Şırnak’ın gelişmesini konuşurken biraz da çarşıya bakmamız gerekiyor.
Çünkü esnafın da yapacakları var.
Şırnak’ta uzun zamandır dile getirilen bazı esnaf alışkanlıkları var.
Mesela dükkânların erken saatlerde açılmaması.
Ticaret biraz da disiplin işidir. Müşterinin esnafın saatine uymasını beklemek yerine esnafın müşterinin hayatına ayak uydurması gerekir.
Bir başka mesele fiyatlar.
Şırnak’ta sıkça duyduğum şikâyetlerden biri, “sürümden kazanmak” yerine az sayıda üründen yüksek kâr elde etme anlayışının yaygın olması.
Oysa bunun kendi içinde bir kısır döngü oluşturduğunu görmek gerekiyor.
Müşteri azaldıkça esnaf bir üründen daha fazla kazanmak istiyor.
Fiyat yükseldikçe müşteri başka yere gidiyor.
Müşteri başka yere gittikçe Şırnak’taki müşteri sayısı daha da azalıyor.
Sonra esnaf yine “müşteri yok” diyor.
Bu döngüyü bir yerde kırmak gerekiyor.
Üstelik Şırnak’ın önünde Cizre gibi güçlü bir ticaret merkezi var.
Şırnak’taki bir esnaf malını Cizre’deki toptancıdan alıyor, üzerine nakliye ve kendi kârını ekliyorsa Cizre’deki esnafla fiyat bakımından yarışması zaten zorlaşıyor.
Sonra ne oluyor?
Uludere’den, Beytüşşebap’tan veya köylerden alışveriş için çıkan vatandaş Şırnak’a uğramadan doğrudan Cizre’ye yöneliyor.
Şırnak’ın parası Şırnak’ın çarşısında kalmıyor.
Burada yalnızca fiyat da belirleyici değil.
Ürün çeşitliliği, dükkânların açık olduğu saatler, müşteriye gösterilen ilgi, pazarlık imkânı, güler yüz ve hizmet kalitesi de insanın nereden alışveriş yapacağını belirliyor.
Esnaflık sadece dükkân açmak değildir.
Patronun sabah işyerini açıp işi tezgahtara bırakarak arka odaya geçmesi veya günün önemli bölümünde dükkânda bulunmaması da üzerinde düşünülmesi gereken bir alışkanlık.
Esnaf müşterisini tanımalı.
Hangi ürünün sorulduğunu, hangisinin satılmadığını, müşterinin neden dükkândan eli boş çıktığını kendisi görmeli.
Çünkü ticaret biraz da müşteriyi takip etme sanatıdır.
Şırnak’ta üzerinde düşünülmesi gereken başka bir durum daha var.
İşsizliğin yüksek olduğu yerlerde bazen evlilik çağına gelen oğul için aile imkânlarıyla bir dükkân açıldığını görüyoruz.
Baba, “Çocuğumun bir işi olsun, yuvasını kursun, evine bir ekmek götürerek aile düzenini kursun” düşüncesiyle ortaya bir sermaye koyuyor. Hatta işyeri zarar etse bile bir veya iki yıl bu zararı göze alıyor.
Aile dayanışması açısından bakıldığında son derece anlaşılır, hatta takdir edilecek bir fedakârlık.
Ama burada işyeri bazen piyasanın ihtiyacından çok ailenin ihtiyacından doğuyor.
Dolayısıyla ticaret var, dükkân var, sermaye var; fakat kuşaktan kuşağa aktarılan güçlü bir esnaflık kültürünün yeterince yerleştiğini söylemek zor.
Bunları Şırnak esnafını suçlamak için söylemiyorum.
Esnafın da yüksek kiradan nakliye maliyetine, sınırlı müşteri kitlesinden ekonomik durgunluğa ve müşterisinin istediği ürünü internet üzerinden sipariş etmesine kadar ciddi sorunları var.
Ama güler yüzün maliyeti yok.
Müşteriye ilgi göstermenin maliyeti yok.
Sabah dükkânı biraz erken açmanın maliyeti yok.
Müşteriyi bir defada mümkün olduğunca fazla kazanılacak kişi olarak değil, yıllarca dükkânınıza gelecek insan olarak görmenin de maliyeti yok.
Çünkü bir şehrin imajını yalnızca büyük yatırımlar oluşturmaz.
Bazen Şırnak’a dışarıdan gelen bir öğrencinin, memurun veya misafirin şehir hakkındaki kanaatini milyonluk bir yatırım değil; girdiği dükkânda gördüğü muamele belirler.
Şırnak’ın daha canlı bir ekonomiye ihtiyacı var.
Daha güçlü bir çarşıya ihtiyacı var.
Parasını başka yerde harcamak zorunda kalmayan bir tüketiciye ihtiyacı var.
Bunun için devlete, belediyeye, üniversiteye ve iş insanlarına görev düşüyor elbette.
Ama hakkını teslim edelim:
Esnafın da yapacakları var.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.