Yusuf YETİŞ
İnsanlığımız Nereye Gidiyor? Bir Öz Eleştiri Çağrısı
Teknolojinin zirvesinde, yapay zekânın sunduğu sınırsız konforun ortasındayız. Ancak bu dijital ihtişamın ardında, insan olmanın en temel harcını oluşturan değerlerin sessizce yok oluşuna tanıklık ediyoruz. Son beş yıla dönüp baktığımda, toplumsal dokumuzda derin bir aşınma, bir "yabancılaşma" görüyorum.
Selam vermenin nezaketi, hatır sormanın samimiyeti, düğünlerdeki ortak neşemiz ve taziyelerdeki ortak hüznümüz... Bunlar, sadece sosyal gelenekler değil; bizi birbirimize bağlayan görünmez halatlardı. Şimdi ise o halatlar tek tek kopuyor. Birbirimize duyduğumuz o kadim güven, yerini "kimse aramazsa ben de aramam" şeklindeki soğuk bir "menfaat dengesine" bırakmış durumda.
Birini aradığımızda cevap alamamanın ağırlığı, bir taziye mesajının "görüldü" olarak kalıp yanıtsız bırakılması; aslında sadece bir iletişimsizlik değil, bir aidiyet kaybıdır. Babamın vefatı sürecinde, bu acı gerçeği bizzat iliklerime kadar hissettim. İnsan, en zor gününde yanında bir ses, bir nefes, samimi bir teselli arıyor. O gün anladım ki; eğer bizler birbirimizin acısını paylaşamıyor, sevincine ortak olamıyorsak, yaşayan bir toplum olmaktan çıkıp sadece yan yana duran yalnız bireylere dönüşüyoruz demektir.
Peki, ne yapmalıyız?
İnsanlığımızı, vicdanımızı ve merhametimizi teraziye koyma vakti gelmedi mi? Kendimizi silkelememiz ve yeniden hatırlamamız gerekiyor:
Vefa Borcunu Hatırlamak: Taziye, düğün veya hasta ziyareti; sadece görev icabı yapılan eylemler değil, "Ben buradayım, yanındayım" demenin en insani yoludur.
İletişimin Gücü: Eğer fiziksel olarak iştirak edemiyorsak bile, bir telefon veya içten bir mesajla mazeretimizi bildirmek, aradaki bağı koparmamanın en asgari nezaketidir.
Yapıcı Dil: Hatalarımızı birbirimizin yüzüne vurmak yerine, güzel bir dille, şefkatle anlatabilseydik, birbirimizi dışlamak yerine onarmayı seçebilirdik.
Hayat, ancak paylaşıldıkça anlam kazanır. Selamımızı, sohbetimizi ve birbirimize olan güvenimizi kaybettiğimizde, teknolojik ilerlemenin de bir kıymeti kalmıyor. Unutmayalım ki bizi insan yapan, sahip olduğumuz imkânlar değil, birbirimize gösterdiğimiz şefkattir.
Yeniden o eski, güven dolu bağları kurmak mümkün. Yeter ki birbirimize yeniden "insan" gözüyle bakmayı seçelim.
Medeniyetin, Misafirperverliğin ve Damak Tadının Başkenti: Diyarbakır
02 Ağustos 2026 Pazar 11:12KENDİNİZE GELİN EY MÜSLÜMANLAR!
01 Ağustos 2026 Cumartesi 08:56Geleceğe Oksijen Bırakmak: Yeşil Bir Diyarbakır ve Köyleri İçin Topyekün Doğa Hamlesi
25 Temmuz 2026 Cumartesi 09:30"Millet Ne Der?" Kıskacında İstihdam Krizinin Gizli Yüzü
20 Temmuz 2026 Pazartesi 14:52AMAN HA, SAĞLIK HEPSINDEN ÖNEMLI!
20 Temmuz 2026 Pazartesi 00:04İnsan Olmanın Yolları
16 Temmuz 2026 Perşembe 09:35Önce İnsanlık, Önce Merhamet: Bu Dünyada Bize Kalacak Tek Şey İyiliktir
15 Temmuz 2026 Çarşamba 02:00Duyarlılığın ve Doğruluğun Yalnız Patikasında Yürümek
13 Temmuz 2026 Pazartesi 09:30Diyarbakır’ın Saklı Tarihi Hazinesi: Zembilfroş Kalesi Ziyaretçilerini Bekliyor!
12 Temmuz 2026 Pazar 10:08TOPYEKÜN TOPLUMSAL EĞİTİM ŞART: TRAFİK, ÇEVRE VE SORUMLULUKLARIMIZ
08 Temmuz 2026 Çarşamba 11:58
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.