Bir Fıkranın İçinde Bir Halkın Onuru; Kadına değil, Hakikate Çarptılar..

“Hadi bu pazar biraz gündem konuşalım, ama önden birkaç bilgiye ihtiyacımız var.

Çünkü bazen bir cümleyi anlamak için bir asırlık geçmişe, bazen de bir FIKRAYI değerlendirmek için bir halkın hafızasına bakmak gerekir.”

Kürt kadınları, Mezopotamya’dan Anadolu’ya uzanan binlerce yıllık tarih boyunca sadece ailelerinin değil, yaşadıkları toplumların da taşıyıcı unsurlarından biri oldu.. Kimi zaman toprağı işleyen emekçi, kimi zaman kültürü kuşaktan kuşağa aktaran anlatıcı, kimi zaman da zor zamanların en güçlü direniş noktası olarak varlık gösterdiler. Kürt toplumunun hafızasında kadın; yalnızca bir birey değil, aynı zamanda dilin, kültürün, geleneğin ve toplumsal dayanışmanın sembollerinden biridir. Bu nedenle Kürt kadınını birkaç klişeyle tarif etmeye çalışmak, bir tarihi birkaç satıra sığdırmaya çalışmak kadar eksik ve yanıltıcı olur..

Şimdi gelelim gündeme…

Bazı sözler vardır; söylendiği anda biter. Bazıları ise söylendiği kişiyi değil, söyleyeni anlatmaya devam eder.

İki gündür çok tartışılan ve Kürt kadınlarını hedef aldığı düşünülen ifadeler de tam olarak böyle bir yerde duruyor bence. Çünkü bir toplumu, hele ki o toplumun kadınlarını birkaç satırlık bir mizah malzemesine indirgemeye çalışmak; zekânın değil, önyargının konforuna sığınmaktır.

Kürt kadını bu coğrafyada yalnızca bir kimliğin temsilcisi değildir. O, çoğu zaman evin direği, yoksulluğa karşı direncin sessiz kahramanıdır. Dağ köylerinde de şehir sokaklarında da aynı vakar vardır: Gürültüyle değil, duruşuyla konuşan bir vakar.

Bir halkı tanımadan onun hakkında hüküm vermek kolaydır. Zor olan, önyargının duvarını aşıp gerçeğe bakabilmektir. Çünkü gerçekler sloganlardan, FIKRALARDAN ve kulaktan dolma yargılardan daha inatçıdır.

Kürt kadınları hakkında söylenen küçümseyici her söz, hedef aldığı insanları değil; o sözü kuran zihniyetin sınırlarını gösterir. Bir mum nasıl diğer mumu söndürdüğünde daha fazla ışık veremiyorsa, İnsan da başkasını küçülterek büyüyemez. Bunu her şekilde kabul etmek lazım.

Bu ülkenin hafızasında Kürt kadınları; fedakârlıklarıyla, mücadeleleriyle, çocuklarına öğrettikleri dille, yaşattıkları kültürle yer edinmiştir. Onları birkaç cümleye sığdırmaya çalışanlar ise tarihin dipnotlarında kaybolmaya mahkûmdur. Çünkü saygınlık soyadından değil, davranıştan gelir.

Ve bazı kadınlar vardır; haklarında konuşuldukça değil, varlıklarıyla cevap verirler.

Kürt kadını da tam olarak böyledir.

Susunca vakardır.

Konuşunca hakikattir.

Ayağa kalkınca dağ gibidir.

Önyargılar geçer ama Asalet kalır.

Ve son olarak;

“Bazıları servetleriyle hatırlanır, bazıları da sözleriyle…

Ama toplumların hafızasında asıl yer edenler; insan onuruna gösterdikleri saygıyla anılır.

Kürt kadını dün olduğu gibi bugün de emeğiyle, vakarıyla ve direnciyle var olmaya devam edecektir.
Hea bir de
Önyargılar eskir. Hakikat eskimez.” Burda dursun bu yazım. Özür dileyince hemen unutmayalım.

İyi Pazarlar ..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Leyla EDİŞ Arşivi