Leyla EDİŞ
Bu Şehirde Kalmak da Gitmek Kadar Cesurca
Bir yanı Gidiş, bir yanı kök : Şırnak’ın Gençliği
Şırnak’ta gençliği konuşmak istedim bu yazımda. Çünkü bu şehirde genç olmak, hem umutla hem hayal kırıklığıyla iç içe yaşamak demek. Bir yanın gitmek isterken, diğer yanın kalmakta direnir. İşte o iki duygunun çatışması, Şırnak’ın genç yüzünde en net haliyle görülüyor.
“Şırnak” denince, gençlerin aklında genellikle bir kelime beliriyor: işsizlik.
Bu, gitmek için çoğu zaman en güçlü gerekçe.
Ama her şeye rağmen, bu şehirde kalmak için direnen, burada üretmek isteyen bir gençlik de var.
Belki azınlıkta, belki sesi çok çıkmıyor ama onlar hâlâ mücadele ediyor.
Elbette çok şikâyet eden, umudunu yitiren de var.
Ama aslında hepsinin ortak isteği aynı: duyulmak ve görülmek.
Sadece biraz alan, biraz güven istiyorlar. Bu bile başlı başına bir mücadelenin özeti.
Bazı gençler “fırsatlar başka şehirlerde” diyor.
Bazılarıysa “değişim burada da olur” diyerek kalmanın da bir cesaret olduğunu hatırlatıyor.
Teknolojiye açık, dünyayı takip eden, sorgulayan bir nesil yetişiyor Şırnak’ta.
Ama aynı zamanda bir ikilemin ortasında büyüyorlar:
Bir yanda gitme isteği — daha geniş imkânlar, yeni şehirler, farklı hayatlar…
Diğer yanda kalma arzusu — doğduğu toprak, aile sıcaklığı, tanıdık sokaklar.
Kısacası Şırnak’ta genç olmak, iki yönü açık bir yolun tam ortasında durmak gibi.
Bugün gençlerle konuştuğunuzda en çok “gelecek” kelimesini duyarsınız.
Kimi üniversiteye gitmek ister, kimi kendi işini kurmak, kimi sadece sesini duyurmak…
Hepsinin ortak isteği: “Bir şeyler değişsin.”
Ama değişimin nerede başlayacağına dair inançları farklı:
Kimisi “başka şehirlerde olur” diyor, kimisi “burada da olur” diye direniyor.
Peki bu gençler, bu hayati yol ayrımında nasıl karar verecek?
Kim onlara el uzatacak?
Kim “gençlerimiz gitmesin” temasını kendi evinin meselesi gibi görecek?
Unutmayalım, bu sadece gençlerin değil, hepimizin sorumluluğu.
Bugünün gençleri, dünkü gençler değil.
Artık sessiz değiller.
Fikirleri, hayalleri, kendi dertleri var.
Bizim görevimiz, onlara sadece konuşma hakkı değil; inandıkları geleceği kurma imkânı da tanımak.
Onlara sırtımızı dönme lüksümüz olmamalı..
Ve belki bir gün, bu şehirde kalmak da gitmek kadar cesur bir karar sayılacak.
Çünkü kalmak da en az gitmek kadar emek, en az gitmek kadar inanç gerektiriyor.
Doğmadan Önce Dünya Çok Güzeldi Çünkü İnsan Dünyaya Ağlayarak Gelir..
06 Temmuz 2026 Pazartesi 12:52“Sınavı Kaybeden Kimdi: Çocuk mu, Biz mi, Sistem mi?”
23 Haziran 2026 Salı 00:01AVM Değil, Yarım Kalmış Bir Hikâye: Şimdilik Bununla İdare Edelim..
10 Haziran 2026 Çarşamba 00:47Bir Fıkranın İçinde Bir Halkın Onuru; Kadına değil, Hakikate Çarptılar..
07 Haziran 2026 Pazar 00:00BENİM ÜTOPYAM
21 Mayıs 2026 Perşembe 15:14Dengbêjlerden TikTok’a uzanan Gençlik : Bir Elde Gelenek, Bir Elde Telefon
14 Mayıs 2026 Perşembe 17:00Anneme Mektup
30 Nisan 2026 Perşembe 09:24Şehir Kimin Hikâyesi?
15 Ocak 2026 Perşembe 10:01SİSLİ BİR SABIRLA YAZILMIŞ BİR KIŞ …
08 Ocak 2026 Perşembe 12:22Yıl Değişir, Şehir De Değişir Mi … ?
01 Ocak 2026 Perşembe 00:08
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.