Yusuf Amcanın 56 Yıllık Tütün Kutusu Bir Çok Kelimeyi Ayakta Tutuyor

Odundan yapılmış sehpanın üzerinde duran o kutu sadece metal bir nesne değildi. Şırnaklı Yusuf Amca’nın tam 56 yıldır yanından ayırmadığı, kenarları aşınmış, kapağı binlerce kez açılıp kapanmaktan yorulmuş tütün kutusu, aslında içinde bir dilin hafızasını saklıyordu.

Yusuf Amca kutuyu her açtığında, sadece tütün değil, günümüzde unutulmaya yüz tutmuş bir “kelimeler atlası” seriliyordu sehpaya.

Yusuf Amca, 1969 yılında bu kutuyu eline aldığında henüz genç bir delikanlıydı. O günden bugüne kutu; göçlere, düğünlere, yaslara ve en sert kışlara tanıklık etti. Şimdilerde ise o kutu, gençlerin “eski toprak” dediği o kadim kültürün son kalesi gibiydi.

Yusuf Amca, kutunun kapağını ağır ağır açarken etrafındakilere sadece tütün sarmaz, her hareketiyle bir kavramı yeniden yaşatırdı:

Kutuyu sehpaya bıraktığında ilk kelimesi hep buydu. “Bu kutu bana babamdan miras,” derdi. Bir nesneye değil, o nesnenin temsil ettiği emeğe ve hatıraya duyulan o derin kıymeti hatırlatırdı.

Yanına oturan bir derdi olan gencin omzuna dokunur, “Gel evladım, tütünün dumanıyla dert ortağı olalım,” derdi. Derdi paylaşmanın, dertle bir olmanın o ince zarifliğini anlatırdı.

Kutunun içindeki tütün azalsa da Yusuf Amca hiç şikayet etmezdi. “Azı karar, çoğu zarar; mühim olan kanaat etmek,” diyerek gözü tok olmanın huzurunu aşılardı.

Kelimelerin Ruhuyla Sarmalanmış Bir Ömür

Kutunun kapağındaki o derin çizikler, Yusuf Amca’nın lügatindeki sabır kelimesinin karşılığıydı. Gençler hızlıca sigara yakarken, o tütününü incelikle sarar, zarafet ile hareket ederdi.

Onun için tütün kutusu;

Sırdaşlık: Kimseye anlatamadıklarını içine fısıldadığı bir dost,

Vefa: Yarım asırdır terk etmediği bir alışkanlık,

İrfan: Hayatı okuma biçiminin simgesiydi.

Bir akşamüzeri, köyün gençlerinden biri sordu: “Yusuf Amca, neden hala bu eski kutuyu kullanıyorsun?”

Yusuf Amca gülümsedi, kutunun üzerine nasırlı elleriyle usulca vurdu ve dedi ki:

“Evlat, bu kutu boşalırsa tütün biter; ama bu kutu kaybolursa bizdeki haysiyet, edep ve muhabbet kelimeleri yetim kalır. Ben bu kutuyu değil, bu kutunun içinden çıkan o eski, güzel insanlığı yaşatıyorum.”

Bugün Şırnak’ta o tütün kutusu hala Yusuf Amca’nın kuşağında duruyor. O kutu açıldıkça, teknoloji çağının gürültüsünde kaybolan merhamet, tevazu ve samimiyet gibi kelimeler, tütün kokusuna karışıp havada asılı kalmaya devam ediyor. Ve bu şekilde kelimelerin de ömrü devam ediyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Yüksel BAYAR Arşivi

Kar

28 Aralık 2025 Pazar 11:39